Anasayfa Ürün Haber Vitrindekiler Röportajlar Projeler Teknik Makale ve Raporlar Etkinlikler Duayenler Firma Rehberi Fuarlar Ürün Pazarı
Kullanıcı Adı
Şifre

   Yeni Üye | Şifremi Unuttum
İlk 500 Dev Kuruluş Açıklandı Türk Alüminyum Sektörü Adına Gurur Duyduk…
 
ASAŞ, Bilim, Sanat ve Sanayiyi Buluşturarak Büyüyor
 
Saray Alüminyum ISO 500’de 232. sırada yerini aldı
 
ARSLAN ALÜMİNYUM YATIRIMDA VE ÜRETİMDE GÖSTERDİĞİ YÜKSEK PERFORMANSLA İSO 500’DE YERİNİ ALDI
 
İSO 500 SIRALAMASINDA YER ALAN SİSTEM ALÜMİNYUM, ÜRETİMDEN GELEN ÖNCÜ GÜCÜNÜ BİR KEZ DAHA GÖSTERDİ
 
Güçlü Yatırımlar ve Güçlü Duruş Akpa Alüminyumu, İSO İlk 500 Arasına Yükseltti.
 
DG VİSİON YAPI FUARI – TURKEYBUILD’DE ÖNE ÇIKAN FİRMALAR ARASINDAYDI
 
insulbar Beşikten Beşiğe (Cradle to Cradle) Materyal Sağlık Sertifikası Aldı
 
http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

https://www.insulbar.de/tr/

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

Toplam Ziyaret : 8121050
   Duayenler AL ALÜMİNYUM   HALİT YÜKSEL BİZ YÖNETİCİ DEĞİL GÖNÜL ADAMIYIZ... ET: 30-09-2010 Yazdır   Tavsiye Et

Sermaye bakımından olsun, teknoloji bakımından olsun zorlanmayan firmalar var. Her ekonomi dalgalanmasında sıkıntıya düşen firmalar da var. Büyük sıkıntıya düşen firmalar bahçesine mal koyup, enflasyonist ortamda para kazanan firmalar. Bizim hiçbir zaman böyle bir durumumuz ve beklentimiz olmadı. Kimseyi eleştirmek istemiyorum. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var.

Öncelikle  sizi  tanıyabilir miyiz?

1956  Malatya doğumluyum. İlk okul ve orta okulu Malatya'da okudum. 1969 yılında İstanbul'a lise ve üniversite okumak için  geldim. Haydarpaşa lisesine yatılı olarak girdim. Haydarpaşa lisesinde yatılı olarak girdiğim ilk sene, yaz aylarında İstanbul Beyazıt'ta alüminyum mutfak eşyası işi yapan bir işyerinde işe başladım. Mutfak eşyasında alüminyum yeni girmişti kullanıma. Bu girdiğim işi yazın yaptım, okul harçlığı için. O dönemde alüminyum sektörü Türkiye'de çok yeniydi. Bakırcılar, bakır mutfak eşyacılar yeni yeni alüminyum işine girmeye başlıyorlardı. Alüminyum profil fabrikası o dönemde yoktu. Seydişehir alüminyum tesisleri de yoktu. Ama yapılıyordu. Bir tek alüminyum Rabak firması alüminyum disk üretiyordu. Bir de Feniş kuruluş aşamasındaydı. Aksan kuruluş aşamasındaydı yeni yeni, disk üreticileri ortaya çıkmaya başlamıştı. Ben de bu mutfak eşyası işinde bilfiil çalıştım. Burada çalışırken alüminyum polisaj öğrenmeye başladım, alüminyum sıvama öğrenmeye başladım, alüminyum döküm öğrenmeye başladım. Bu bölümlerde lise yıllarımda çalıştım. Haydarpaşa lisesini bitirdikten sonra İstanbul İktisat Fakültesinde öğrenimime başladım. Burayı da yine çalışma hayatı içerisinde yani bilfiil alüminyum sektörü içerisinde çalışarak bitirdim. Bu arada alüminyumda endüstriyel ürünler ile çalıştım. O  zamanlar endüstriyel ürünler, beyaz eşya, alüminyum ev operatörleri ile ve alüminyum profil sektörü ile çalıştım. Türkiye İş Bankası'nın ve Garanti Bankası'nın alüminyum kumbara işini yaptım. Philips'in alüminyum ev operatörlerini yapıyordum. 1969-1979 yılımı çıraklık dönemi olarak geçirdiğimi düşünüyorum. 1979 yılında üniversite  hayatım bittikten sonra alüminyum camiasının % 90'ını tanır hale geldim.


Eğitimle çalışma hayatının bir arada gitmesi o zamanki şartlarda zor olsa gerek. Bunu nasıl başardınız?

Bizim dönemimizde eğitim ile birlikte yürüyordu işler, aileler şunu söylüyorlardı; 'Oğlumu götürün bir dükkana, orada çırak olarak başlasın. Sektörü içeriden görsün.' Ben buna başlarken anne tarafım tamamen eğitimli bir aileydi. Bilim adamı yetiştirmiş bir aile, baba tarafım ise esnaflık ve ticaret ile uğraşmış durumdaydı. Bu iki tarafı da görünce biz de eğitimli, aynı zamanda ticaret yapabilecek konumda birisi olmalıydık. O zamanlar dövizin Türkiye'de en dar olduğu dönemlerdi, ithalatın en zor dönemleri. Benim lise ve üniversite dönemlerim çok buhranlı dönemlerdi. O dönemlerde şunu gördük; hiçbir fikir beni ticaretten daha büyük etkilemedi, yani o günkü şartlarda öğrenci birliklerinde çok aktif bir kişi olduğum için bütün konferansları dinledim, onlara katıldım. Her seferinde ticaret ve sanayi hep beni etkiledi. O yöne çekti. Siyaset okuyabilirdim, hukuk okuyabilirdim ama hep ticaret ilgimi çekti. Yani üretim olmadan hiçbir fikrin gelişemeyeceğini daha ufak yaşlarda anladım. Benim ticaret adamı olmam lazım. Bu ticaret ortamında nasıl tüccar olabilirim. O zamanki şartlarda hiçbir şey yok, şartlar çok ağır. Tamam okuyorum ama çalışmak da zorundaydım okuyabilmek için. Sıfırdan gelen bir işadamıyım. Ailemin durumu iyiydi. Ama bizde aile geleneğidir, kimseye sermayeden pay verilmezdi. Bunu nasıl kazanabilirdim, ticaret yaparak kazanabilirdim. O dönemlerde ticaret % 80'i koruma altında olan bir ticaretti. Firmalar kapasite raporu çıkarıyor, kapasite raporları ile devlete ait fabrikalardan ürün temin ediyorlar. Temin ettikleri ürünleri uzun vadede alıyorlar. Bahçelerine koyuyorlar, enflasyonun olduğu durumdan yararlanarak 30 yılda çok büyük zengin firmalar gündeme geldi. Bunların fazla bir katkısı yoktu. Tekstilci gitti Sümerbank'tan bez aldı. Borçlanarak aldı. Plastikçi Petkim'den aldı, demirci Ereğli'den aldı. O dönemler 74-75 Seydişehir Alüminyum Tesisi kuruldu.  Hemen arkasından bir yıllık teminat senetleri ile alüminyum alındı. O sıra Çinkur kuruldu. Çinkur'dan malzemeler alındı, bahçelere konuldu. Herkes, eflasyon var ya, büyük tüccarız diye, dalgalanmalarda zengin olduk diye düşündü. Son 30 sene değerlendirmesi böyle yapıldı.


al


Sektörde portreleri incelerken firma sahiplerinin sadece iş değil, farklı özellikleri de ortaya çıkıyor. Halit Yüksel sadece iş ile uğraşan bir sanayicimiz midir?

Halit Yüksel sosyal içerikli projeler ile uğraşıyor. Hayatımdaki en büyük şey insana hizmet etmek. Bu dar bütçem ile bu kazanılan helal para ile bir tane hastane yaptırdım. Yani depremde evi yıkılmış hastaların, gençlerin, yaşlıların doktora ihtiyacı var, hemşireye ihtiyacı var diye onlara hastane yaptırdım. Bunun için bu ekonomik krizde 2 senemi verdim. Sempozyum olacak ilk ben koşturdum, cebinden ilk parayı çıkaran ben oldum. Yurtdışından bir heyet gelecek, ilk koşturan kişi benim. İnsana hizmet eden bir yapım var. Bunun dışında Düzce'de metal ve döküm üzerine metal yüksek okulu yaptırdım. Sporla ilgilenen gençlere çim saha yapıyorum. Formalar, eldivenler alıyorum. Yaklaşık 80 tane öğrencim var üniversite ve lisede, onların eğitim ve öğretim için giderlerini karşılamaya uğraşıyorum. Onların mutluluğu her şeyin ötesinde. Sınavlarında ailelerinden önce beni aramaları benim için dünyalardan büyük mutluluk. Bu çocuklar benim yaşam sevincim. Bu mutluluğu herkesin tatmasını istiyorum. İstediklerine ulaşmalarını istiyorum, bütçesi olmayan bir sürü çocuğumuz var, bunları yaparken keyif alıyorum. Ben bugüne kadar ticaret hayatımda hiçbir müşterimi kaybetmedim. Hiçbir müşterim benden ayrılmadı, ben müşterime en kaliteli hizmeti, en uygun fiyata veriyorum. İş hayatıma başlarken 2 yıl hiç para kazanmadan bu işi yaptım. En az nasıl kazanırımın hesabını yaptım. Hizmet ama hep hizmet ettim. Müşterilerimle aile gibi çalışıyorum. En son böyle bir birliktelik oldu. Kazakistan'da Süleyman Demirel Üniversitesi yapılıyor. İnşallah Kazakistan Cumhurbaşkanı'nın doğum gününe yetiştirmeye çalışıyorlar. Ben levhalarını kestim, Ahmet beyin üzerine attığı boya ile büyük katkılarda bulunduk. Maddi olarak ölçülemez değerde. Ahmet beyin bilinmeyen yönleri var. Değerli ağabeylerimiz var, hak ettiği yerde olması gereken insanlar var. Bunlardan Mehmet Arslan Bey var, Tahsin Tuğrul var, vs. bir sürü sanayicisi var. İsimleri saymakla bitmeyen, kendisini anlatmasını istemeyen çok değerli insanlar var. Sektörümüze yeni bir kuruluş kazandırdık, çok değerli bir arkadaşımız var. Alüminyum sektörüne yaklaşık 500 milyon dolar yatırım yapan yeni bir firma. Artı 7-8 tane yeni firma geliyor. Sektörümüzün önü çok açık. Eski sanayici iş adamı olarak biz bu sektörümüzdeki olumsuzlukları kaldırırsak, Talsad'ımızı 1500 üyeli herkesi kucaklayacak, ilk kurulduğu günlerdeki gibi yeni açılımlara odaklanan, yani 30-40 kişinin kararları ile hareket etmeyen bir döneme kavuşturursak bir çok şey değişecek diye düşünüyorum. Türkiye'nin alüminyumcuları olarak biz derneğimizin hak ettiği yere gelmesini sağlamak için, dernek başkanımız sayın Ali Kibar beyefendinin etrafında tek yürek olup birleşerek daha güzel çalışmalar yapmayı hayal ediyoruz. Bizim yapabileceğimiz tek şey hizmet. Söylenemeyenleri dile getirmek, kontrollü gitmek, birbirimizi kıskanmadan bu yarışta kendi dönemimizi en iyi şekilde temsil etmek, en iyi ürünler sunarak Türk insanına faydalı olmak gerekiyor.

Sektörümüzün önü çok açık. Sektörümüzde alüminyumu kullanan yeni ürünler üreten bir yat fuarı vardı. Bu sene alüminyum dizayn yapan porche dizaynı bir tekne vardı. Bu dizaynı yapan 2d collection'un sahibi. İnanılmaz işler yapıyor alüminyum sektöründe. Dünyada kendisini Cumhurbaşkanları, uzak doğuda Dubai Sultanı, Kuveyt Sultanı tanıyor. Ama maalesef bizim sektörde arkadaşımızı kimse tanımıyor. Alüminyum aydınlatma direkleri imal ediyor. Kendi özgün çalışmalarını sergiliyor. Porche'ye kendi dizayn bölümünde kendi kurmuş olduğu ekiple hizmet ediyor. Daha çok adı bilinmeyen, sektörümüzde ürünleri ile Almanya'ya İngiltere'ye direk ürün satan kardeşlerimiz var. Bunların hiçbiri alüminyum sektöründe görülmüyor, ortada görünmüyor. Bunları sektör olarak bulup bir yerlerde gösterip ödüllendirmemiz gerekiyor.


Biraz da firmanızdan bahsetseniz?

Firmamız 3 konuda kendini sürekli geliştiren bir firma. Birincisi üretim prosesi, Düzce'deki fabrikamızda üretim yapıyoruz. İkinci konumuz fabrikamızda çevreye duyarlı üretim yapıyoruz. Düzce'deki yeni fabrikamızda 10.000 tonluk Türkiye'de üretilmeyen patent için başvurduğumuz yeni bir ürünümüz var. Genç dinamik arkadaşlarla görüşüp, incelenen bir ürün için start verdik. Alüminyum ile ilgili bir ürün. Sektörde üreten tek firma olacağız bu ürünü. İkincisi Türkiye'nin en büyük alüminyum stok merkezine sahibiz. Yaklaşık 2000 ton alüminyum stok tutuyoruz. Bizim bu stoklarımızda tüm alüminyum çeşitleri mevcut, tüm seriler mevcut. Savunma sanayi, gemi sanayi, uçak sanayi ve endüstrinin her koluna hitap eden, ısıl işlem yapılmış alüminyum mamüllerden, her türlü alüminyum alaşımı mevcut bir tesisiz. En önemli konumuz yurt dışına alüminyum ihraç eden bir kuruluşuz. Bu tabi enteresan bir konu. Alüminyumu da işleyerek en yüksek katma değeri verip İtalya'ya ihraç ediyoruz. Önümüzdeki mayısta kendi depomuz olacak orada, 1000 tonluk bir stok olacak. Oradan Avrupa'nın merkezlerine satış yapacağız. Yabancılar nasıl bize gelip centerler kurduysa, biz de İtalyan ortakla yüzde ellilik ortaklık yaparak çalışmaya başladık. Şimdilik 2 milyon euroluk satış gerçekleştirdik. Oralarda da var olduğumuzu göstereceğiz. Projelerimiz bunlar. Bunları yaparken de tamamen öz kaynak kullanıyoruz. Biz Al alüminyum firması olarak belki ilk 500'de olan bir firma değiliz ama alüminyumda ilk 100'deyiz. Kurumsal beyannamede 66'ncı olduk. Yani vergilendirme neye göre yapılıyor onu bilmek lazım. Bundan sonra dedik ki kazancımızla yine sektöre ufak ufak yatırımlar yapalım. Ben kazancımla lüks hiç birşey almadım. Tüm kazancımı yine alüminyum sektörünün geleceği için yatırdım. Lüks jipe binmedim, lüks yazlık almadım. Kendime malikane kurmadım. Yardımlaşma dediğimiz konularda önde gittim. Her alüminyum fuarı yapılacak dendiğinde ilk standı ben aldım. Kendimi alüminyuma hizmet eden biri olarak görüyorum. Sağlığım yettiği sürece bu hizmete devam edeceğiz.

Yatırımlardan bahsedersek şayet, ne gibi çalışmalarınız var?

Şu sıralar Amerikalı ve Kanadalı firmalar ile yaptığımız çok değerli çalışmaları ülkemize kazandırmak istiyoruz ürün bazında. Bunun için çok değerli bilim adamlarından destek alıyoruz. Projenin kendi kendini finanse eden bir modele geçmesini sağlamak için uğraşıyoruz. Banka kaynağıyla değil, projenin kendi kendisini tek başına finanse edebileceği durumları araştırıyoruz. İşin başındayız alüminyum konusunda. Verimli, kontrol edilebilir ve teknolojik ürünlere yönelmeyi tüm sanayici arkadaşlarımdan rica ediyorum. Bugün 700-800 bin tonluk alüminyum üretimi yapan bir ülkeyiz ama 8 milyonluk Norveç bir milyon ton alüminyum işliyor. Bu insanlar katma değerli ürünler işliyor. Bizler halen çıraklık dönemindeyiz, inşallah kalfalık ve ustalık dönemine geçeriz en kısa zamanda. Mevcut yatırımlarla idare etmeyeceğiz. Yatırımları arttıracağız. Alüminyumcular yakında 104 nolu kdv tevkifatını kaldıracak ve Türkiye'de alüminyumcular dendiği zaman bizden sonraki gelecek nesil bizim gibi 104 nolu kdv tevkifatı ile karşılaşmayacak, o kırmızı kartı onların yememesi için tüm herkese dergimiz adına çağrı yapmak istiyorum. Lütfen herkes evinin önünü temizlesin. Yapan arkadaşlar bunu bıraksınlar. Diğer arkadaşlara büyük zarar veriyorlar. Herkes elini vicdanına koyarak hareket etsin. Bu ülke bizim, bu ülkeye yapılacak her kötü şey hepimizi etkiler.

Alüminyum sektörünün eski günlerinden bahsettiniz, geleceği hakkında neler söylemek istersiniz. Eksikler neydi?

Alüminyum endüstrisi olarak Ar-Ge'ye ve teknolojiye yatırım yapmadık. Çünkü enflasyonist ortamda her aldığınız malı vadeli aldınız devletten. Devletten vadeli aldığınız için büyük paralar kazandık diyerek, biz akıllıyız diyerek, gelen paralarla apartmanlar yaptık, bağ yaptık, bahçe yaptık. Kendimizi böyle ifade ettik. Fakat serbest piyasa ekonomisi 1985'de Turgut Özal ile başlayınca insanlar düşünmeye başladı. O dönemde öyle bir değişim başladı ki bu değişimle birlikte hız kazandı her şey. Böyle düşünen firmalar azaldı. Serbest piyasaya geçtik, liberal ekonomiye geçtik. Eğitimin faydalarını görmeye başladım. Eğitim aldığım dönemlerde çıraklık yaptığım için bu değişim tam benim istediğim bir durum teşkil etti. Alt yapımın faydasını çok gördüm. Dikkat ederseniz sermaye bakımından olsun, teknoloji bakımından olsun zorlanmayan firmalar var. Her ekonomi dalgalanmasında sıkıntıya düşen firmalar da var. Büyük sıkıntıya düşen firmalar bahçesine mal koyup, enflasyonist ortamda para kazanan firmalar. Bizim hiçbir zaman böyle bir durumumuz ve beklentimiz olmadı. Kimseyi eleştirmek istemiyorum. Her yiğidin bir yoğurt yiyişi var. Ama baktığımız zaman sektörde şunu gördüm; üniversite yıllarımda ve öğrencilik yıllarımda marketing yapılmıyor. Marketingin diğer bir adımı hizmet. Bir malzemeyi alıp bir başka bir firmaya pazarlayan kişi yok. Herkes ben büyüğüm bana gelsin ihtiyaç sahibi diye düşünüyor. Baktık ihtiyaç var, diğer taraftan da üretim fazlası var, bunlar birbiriyle konuşmuyorlar, bu bir marketing problemi ve bir de sektörde bir isminiz var, tanınıyorsunuz. Bu yüzden bu ikili arasındaki köprüyü kurmak basit oluyor. İş, alüminyumun dökümü, polisajı, sıvamasına, kullanıldığı yere kadar en iyi malzemeyi bilmek ve o malzemeye gönül vermek olunca biz sektörde çok kısa sürede çok büyük mesafe kat ettik. Bugün bu durumumuza şükrediyoruz. Hiçbir bankaya bir lira borcumuz yok. Ona rağmen İzmir'de ve Düzce'de fabrikamız var ve şu anda bulunduğumuz Bayrampaşa'daki yerde ticaretimize devam ediyoruz. Bu hizmeti sürdürürken kazandığımız paralarla yine kendi sektörümüze yatırım yaptık, bu yatırımları günün koşul ve şartlarına ayak uydurmak amacıyla geliştirdik. Ama benim hayalim Türkiye'de bir alüminyum akademisinin kurulması. 1994 yılında Birinci Alüminyum Sempozyumu başladı Türkiye'de, 94 yılında yapılan sempozyuma ilk sponsor olan firma benim. Alüminyum ile ilgili alüminyuma gönül vermiş birisi olarak size ne yapmamız gerekiyorsa yapmaya hazır olduğumuzu buradan tekrar tekrar söylemek isterim.


Sektöre dönecek olursak, neler gördüğünüzü anlatır mısınız?  69

Bu sektör dışardan göründüğü gibi değil aslına bakarsanız. Bugün Saray Alüminyum gibi dev bir firmayı, Ahmet  Saraylı gibi Türkiye'nin büyük bir değerini, 250-300 kişiye iş veren birisini biz Talsad'a küstürdük. Talsad'tan ayrıldı. Bu insan Talsad'tan neden ayrıldı kardeşim? Ayrılış sebebi aslına bakarsanız sektör için çok büyük haber. Ahmet Saraylı neden Talsad'tan ayrıldı. Türkiye'de ilk 500'e girmiş, Türkiye'de alüminyum sektöründe 84 trilyon ciro yapıp, 24 trilyon vergi veren tek kuruluş. Sen bunu haber yapmazsan bunun vebali İlhan Kahramanın sırtında kalır. Bu Ahmet Saraylının kendisi ile yapılacak bir röportajla öğrenilecek bir durum değil. Benimle gelip haber yapacaksın, ben sana Ahmet Saraylı kim Halit Yüksel kim bunları anlatacağım. Sen bu dergiyi tırnaklarınla kazıyarak yaptın, bugünlere getirdin, bu bizim gururumuz, bu dergi bizim çocuğumuz. Bu bizim her şeyimiz aslına bakarsanız. Seninle hiçbir akrabalığımız yok, sonuçta bunları söylemem için bir sebep lazım değil. Ama insanlar bunu göremiyorlar ise şayet inan ki onlar kıskanç ve hasettir. Yoksa neden bunu kötü görsün. Bu herkesin kendisini ifade ettiği kendisini bulduğu, yer verdiği bir dergi, bizim dergimiz. Bizim buna sahip çıkmamız lazım, finanse etmemiz lazım ve bununla birlikte bizim Dünya ligine çıkmamız lazım. Yani bugün Avrupa Alüminyumcular Birliği'nin seni davet etmesi lazım. Demesi lazım ki, dergi grubunuz olarak seni de davet ediyoruz, şu haberleri de sana veriyoruz, yani gel bu dergi birliği ile Avrupa Alüminyum fonundan  belli bir bedel alarak bizleri aydınlatıcı haberleri araştır. Git Çin'de neler oluyor bunu araştır, git Hindistan'da neler oluyor bunu araştır demesi lazım. Buralarda fuarlar olduğu zaman sen bizim adımıza git bu fuarlara katıl, bizleri en iyi şekilde temsil et demek lazım. Stand aç, oradaki teknoloji ile ilgili olan duyarlılığı anlat, transport ile ilgili duyarlılığı anlat, teknoloji  ile ilgili olsun, uzay araştırmalarıyla ilgili olsun, alüminyum ile ilgili olsun duyarlılığı anlat, dizayn ile ilgili duyarlılığı anlat. Bunları üst üste koyduğumuz zaman bizim sana yapmamız gereken çok büyük işler var, seni bir yere taşımamız lazım. Ama maalesef senin önünü tıkıyoruz. Senin yapmış olduğun işi kıskanıp bu işlere girmeye çalışıyoruz.

Bizim bu derginin aslına bakarsan bu sene 10'ncu yılını kutlamamız lazım. 10'ncu yıl sponsorluğuna ben talip olmak isterim. Halit Yüksel bunun sponsoru olmak ister. Biz yönetici değil gönül adamıyız. Bunu bir başlık olarak görmeni isterim. Ben neden hizmet adamıyım alüminyum sektörünün bir ağabeyi olarak beni yazabilirsin.

O yüzden derginin, alüminyum sektöründe inşaattan, ambalaja, uzay sanayisine, dökümde, otomotivde birbirine köprü oluşturacak önemli bir yayın haline getirilmesi için mücadele edilmesi gerekiyor. Bizler gibi bu işe gönül vermiş diğer meslektaşlarımızın da bir Tahsin Tuğrul, Selim Gazioğlu, Yaylalı Güney, Üniversite'den Yalova Rektörümüz Niyazi Ersever Hocamız, Mustafa Çiğli Hocamız, böyle değerli üniversitelerimizde bulunan değerli insanların da görüşlerini alarak hareket edersek yavaş yavaş dergimiz gerek Türkiye'de gerek Avrupa'da gerek Çin'de aranan dergilerin arasına girmiş olur. Alüminyumu kiminle konuşuruz dendiği zaman bir kaynak gösterilmesinden ve aktivitesinin geliştirilmesinden yanayım. Biz, üzerimize düşen her görevi yapmayı isteriz. Sorunlarımız çok aslında. Alüminyum sanayisinde alüminyum ticareti ile dolu 1969-2010 arası yaklaşık 41 yıllık ticaret hayatım var. En büyük üzüntümü İTO'da meslek komitesinde yaşadım. Bu nedir söyleyeyim, alüminyum sektörüne getirilen  104 nolu KDV tevkifatı. Bu bizim için utanç verici bir durum. Maliye bakanlığı tarafından alüminyum sektörüne gösterilen bir kırmızı kart olarak düşünüyorum. Sektörümüzün çok değerli sanayicileri var, işadamları var, hizmet eden gönül vermiş adamları var, bunları tenzih ediyorum ama bu konuda sıkıntı yaşayan bu sektörün ileri gelenleri var. Biz bu işe başlar iken, Ahmet Saraylı ağabeyimiz ile başladık. Onun ustaların ustası Havadis Bey ile başladık, Artin Usta ile başladık, o isimlerin çok büyük yardımları oldu. Şirinoğlu ile başladık, çok büyük yardımları oldu. Bu sektörde bu ağabeyler hep vardı. İş hayatına çıraklıktan başladık. Hem alaylı hem mektepli bölümünü bitirip karma bir hizmet adamı olarak karşınıza çıkabildim. Bu isimlerin hiçbirisi 104 nolu maddeyi hak etmiş kişiler değil, sanayiciler, işine gönül veren kişiler olarak hak etmiş kişiler değiliz.


Bu konuyu biraz açar mısınız?

Bu konuları hep konuşuyoruz. Mehmet Arslan ağabeyim tırnaklarıyla kazıyarak Eyüp'te işe başlayan ağabeyim. Bu ağabeyime haksızlık yapılıyor. Sektörümüzdeki değerli kişilere haksızlık yapılıyor diye düşünüyorum. Yani olay burada şu. Korkmadan bildiklerimizi dile getirmemiz gerekmektedir.

Bunu dile getirmek lazım. Bu duruma bir çare bulmak lazım. Talsad'a ben de yıllarımı verdim. 30 yıl plaketim var. Ben şunu belirtmek isterim. Bizim banka borcumuz yok. Kriterlerimiz var. Ssk'ya borcumuz yok. 75 çalışanım var. Alüminyum sektörünün henüz başlangıcı, yani 41 yıllık bölüm çıraklık dönemimiz. En kısa zamanda kalfalık dönemine geçeriz diye düşünüyoruz. Talsad'ın bugün 1971 yılındaki kuruluş felsefesi artık yok. Talsad'ı kuran insanlar kendi şahsi menfaatleri için kurmuş. Sektörün menfaati için kurulmamış bir durum teşkil ediyor. Akademik değil. Talsad'ın artık alüminyum sektörünün geleceğine açılan bir kapı olarak görülmesini istiyorum. Talsad birilerinin menfaat sağlayacağı yer olmaktan çıkarılmalı, öyle görülmemesi için bir şeyler yapılması gerekmektedir. Toplumun menfaat temin edeceği yer olması lazım. Akademik bir yapıya dönüştürülmesi lazım. Orada çok bilgili insanların oturması lazım. Talsad'a üye olan arkadaşların kafasını kumdan çıkarması lazım. Bilgi taşıyan, enerjisi olan kişileri oraya taşımak lazım. Sermaye ve işçi yapısına göre değil, menfaat odaklı değil, bilim ve iş odaklı çalışan bir dernek olması lazım. Talsad'ın en son genel kurulunda katılım oranı, % 51 olmuş. 40 kişi ile genel kurul yapılmış. Orada zabıtlar var. Koskoca 3000 firmalık bir alüminyum sektörü 40 kişi ile Türkiye alüminyum sanayicileri genel kurulu yaparsa bu şu anda Talsad'taki yönetimin bence en büyük göstergesi ve acı veren tablosudur. Padişahlık devri bitmeli, böyle bir kurumu yönetmek için genele yayılmadıktan sonra genelin fikrini almadıktan sonra iş üretilemez, burada bir yanlışlık vardır. Türk alüminyum sektöründe genel kurul yapılıyor, bir tane bakan yok, bir tane müsteşar yok, Sanayi Odası yok, Ticaret Odası Başkanı yok, bize yakışmayan tamamen raydan çıkmış bir durum. Yarın bir başka dernek bugün yapılan bu seçimin 40 kişiyle yapıldığını bakanlığa bildirir, Türkiye ismini çıkarır başkasına verir. Bu nasıl bir durum böyle. Misyonunu vizyonunu değiştiremeyen bir duruma özellikle itilen bir yer haline geldi Talsad. Tarih olması için uğraşılıyor.


Bir bakıma derneğe buradan mesaj gidecek. Bakılınca siz de üyesiniz buraya. Yıllardır siz de varsınız. Bu eleştiri dışardan olsa kesinlikle yazılmaz fakat içerden gelen bir sesin sıkıntıyı bu derece ortaya çıkarması düşündürücü sanırım?

Ben dernek içindeki gerek büyük gerekse küçüklerime hep saygılı davrandım. 104 nolu KDV konusundaki durumun ve iki dernekteki durumun başlıklarının incelenmesi gerekmektedir. Bunu nerede olursa olsun ben söylemekle yükümlüyüm. Her iki konuda, 104 nolu KDV tevkifat konusu geldi, bunu çözemedi yönetim. Çözemediği zaman tamamen istifa etmesi lazımdı yönetimin. Bu durumu bu sektör taşıyamaz. Bu sektör Londra Metal Borsası'na bağlı, bu sektör ithalatına bağlı, kontrol edilebilecek durumda bir sektör. Çünkü birbirimizle alışveriş yapanlarız. Bu 104 nolu KDV tevfkifatına göz yumanlar kim ise buna karşı olarak derneğin hareket kabiliyetini hemen kullanması gerekmektedir. Gerekirse bunu yapan kim ise Talsad'ın bunun üzerine emin adımlarla korkmadan giderek çözüme ulaştırması, kimler ise onları devletin en üst kurumlarına şikayet etmesi gerekmektedir. Bugün eğer Ahmet Saraylı Talsad'tan ayrılıyorsa, ben yönetimi kesinlikle kınıyorum. 84 trilyon ciro yapıp 23 trilyon kar, hangi sektörde, hangi kuruluş devletine bu derece beyanını tam olarak vermiş, sorarım sizlere. Biz böyle bir değerli üyemizi kaybetmişiz ve kimse buna ses çıkarmıyor. Kafaların artık kumdan çıkarılması lazım. Sanayi odası seçimlerinde 4 parçaya bölünmüş, sektörün şekli ve şemali bu hale gelmiş. Herkes kapısının önünü temizlemeye başlasın. Rekabet koşulları verimliliğe göre, teknolojiye göre, ülke ticaret kanunlarına göre yapılsın. Rekabet koşulları arka bahçe işlerine göre yapılmasın. Buradan dergimiz aracığıyla sektörün bu problemlerinin çözülmesi adına mutlaka bir şeyler yapılmasını ve şu anda o kuruma gönül vermiş birisi olarak, benim gibi düşünen tüm arkadaşları aynı çatı altında birlik beraberlik altında toplayacak, bizleri bir arada tutacak bir dernek yönetiminin olmasını istiyorum. Böyle bir durumun olmadığı bir dernek yönetiminin istifa etmesini istiyorum. Bu yönetim problem çözmek zorundadır. Bütün bu işe gönül vermiş kişi ve yöneticileri göreve davet ediyorum. Talsad kelimesi kendisini ifade edecek duruma gelmek zorunda. 2000 senesinde benim tespitim sonucu alüminyum sektörünün derneğinin başında olan arkadaşımın başka bir sektörde görev aldığını öğrenince, kendisine telefon açarak; 'Sayın başkan siz alüminyum sektörünün dernek başkanı değil misiniz, nasıl olur da başka bir iş ile uğraşırsınız?' diyerek tepki vermiştim. Bunun üzerine yönetimde değişiklik oldu, bugünkü başkanımız çok değerli yöneticimiz Ali Kibar beyefendi göreve geldi. Ali bey, bir sürü derneklerde toplum örgütlerinde görev alan sayın büyüğümüz Ali bey, alüminyum sektörünü fazla tanımadığı için kendisine bugüne kadar yönetimde kimse destek olmamıştır. Hatta en son seçimlerde yönetim bu konuda dörde bölünmüş durumdadır. İnanılmaz bir ayrılık fotoğrafı vermişiz. Ali bey, üst düzey yöneticimiz, eğitim almış, her yerde alüminyumu en iyi şekilde temsil edecek bir arkadaşımız, bir sanayicimiz, bu sanayiciyi bile bizler iyi değerlendiremedik diye düşünüyorum 10 yıldır. Aynı Ahmet Saraylı ağabeyimiz gibi. Bu değerlerimize sahip çıkmamız lazım.

Bu kırgınlığınızı ve üzüntünüzü dernek toplantılarında dile getiriyor musunuz?

Bu sözlerimle muhalefet yaptığımı düşünebilirler. Talsad'ta benden daha değerli, bizden daha bilgi sahibi insanlar var, bunların söz sahibi olması için bir şeyler yapılmalı diyoruz. Nasıl sizin derginiz hakkında eleştiri yapıyorsam, üyesi olduğum derneği de o derece eleştirmek zorundayım. Çünkü sizin de birçok konuya el atmanız lazım. Bunlar olmaz ise her şey bir gün tarih olacaktır. Sürekli hareketli olmak zorundayız. Bir yarışma tertipleyin, büyük sponsorlar bulabilirsiniz. Yapı konusunda öğrencilerin başarısı ödüllendirilebilir. Bunlar neden yapılmasın ki. Dergimiz 6 ayda bir alüminyum sanayicilerini bir yemekte buluşturabilir. O yemekte bütün ürünler hakkında, örneğin yapıda, otomotivde, ambalajda ürünler sergilenebilir. Talsad ve derginiz, metalurji odalarıyla bir arada çalışabilir. Fonlar hakkında bilgi edilip bunları kullanıp değerlendirmemiz lazım.


Son olarak söylemek istediklerinizi alabilir miyim?

Bu sektörü, bu sektörün duayen dediğimiz büyüklerimizle daha ileri götürmenin yollarını bulalım. Onun üzerine gidelim. Alüminyum konusunda mutlaka eğitime yönelik bir şeyler yapılması gerekiyor. Akademik çalışmalar için birilerini küstürmeden proje yapmanın yollarını bulalım. Markalaşmaya önem verelim. Bizler zamanında tekstilin yaptığı hataları yapmayalım. Fason üretim tesisi adından kurtulalım. Mutlaka sistem evlerinin oluşması lazım. Talsad burada sistem evlerini destekleyici girişimlerde bulunmalı. Onlara finans sağlanmalı, devlet bütçesini kullanmak adına fon almak için çalışmalarda bulunulması lazım. Markaya yatırım yapmak lazım. Benim en büyük korkum büyüklerimiz, saygın kuruluşların değerli ağabeylerine bir şeyler olursa, ne olacak bu sektörün hali. Sahipsiz mi kalacak. Bunları iyi değerlendirmek lazım. Hizmet çok önemli. Dernek mutlaka operasyon yapmalı, eğer derneği aktif hale getirmek adına hiçbir şey yapılmıyorsa hepimizin istifa etmesi gerekiyor. Mali açıdan, teknik açıdan kontrolsüzlük olursa ileri gitmek mucize olur. Yanlış yapanların üzerine gitmek gerekiyor. 30 yıl yanlış yapanların arkasını topladı bu ülke. 40 sene birilerinin hatasını düzeltmek için uğraşmış bu ülke. Bugün yurtdışından presler, dökümhaneler geliyor, hangi şartlarda geliyor, neden geliyor bunları kim araştırıyor? Bunun bir standartı yok mu? Yoksa milletin hurdasını mı alıyoruz? Artık devir ekonomi devri. Bugün iki katlı binada asansör var. Ben hayatım boyunca fuzuli harcanan paranın karşısında oldum. İnsanların parayı en son lüks harcamasına yapması lazım. İyi bir pres alın, iyi bir kalıp alın, yüzey işlem kurun, sonra kendinize ofis yapın. Sistem evin olmadan alüminyum profil üretirsen fasondan çıkamazlar. Bugün herkes zararına üretim yapıyor. Sen enerjini Rusya'dan alacaksın, makinen yabancı, hammadde yabacı, yurtdışındaki makine satıcısına kaptırdın. Kimyasal dahil hep ithal. Burada bir tek kullandığınız insan. O kaynaktan elde edeceğiniz katma değer ne olabilir? Orada da bir sistem evi oluşturup bir marka oluşturup piyasaya çıkamazsak o işin toplam yatırımı zarar. Son 30 yılda alüminyum sektöründe el değiştirmeyen firma sayısı yüzde 5'i geçmiyor Orada burada bunu kaldırıyoruz diyen, alüminyum sektörü ile hiç alakası olmayan kişilerin ağzında bu konular konuşulur oldu. Talsad'ta seçim yapılırken sektörün kimleri seçip kimleri seçemeyeceğini bilmesi lazım. Ben bugüne kadar sektörümüzde her yerde herkesi savunmalıyım. Ben kendimi savunamayacak hale geldim. Ben kimseye bir kelime söyleyemiyorum. Çünkü adam bana sen git 104 nolu kdv tevkifatını hallet diyor. Bunlar iyileşecek, bunlar toparlanacaklar. Herkes hatasını anlasın beşer olsun, geri dönsün. Mevcutlarımızı koruyalım, hiçbir tesis batmasın. Her batan tesis Türkiye'nin yarası. Gidiyorum, bakıyorum 300 tonluk tesis 40 tonluk üretim yapıyor. Hammadde az, 15 kişi çalışıyor. Koca, dev fabrika, yazık günah bunlar. Verimli çalışan firmalar haline dönüşmek lazım. Alüminyum fabrikalarını işlerine uygun şekilde kursunlar fuzuli masraf etmesinler. O paralar kendilerinin ama o paralara daha güzel ürünler üretmenin yollarını bulsunlar. Ar-Ge kursunlar, sistem evleri kursunlar, bunu dile getirmek istiyorum. Bu dileklerimiz duyulur inşallah. Eski alışkanlıklarımızı kenara bırakıp yeni dünya düzenine göre uyarlamamız lazım.

Ortalama Puan: 9.77777777778
Geri
 
 
http://aluminyumyapi.com/?sayfa=iletisim

http://www.businessandminds.com

http://www.asosmimarlik.com

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

 
Anasayfa Hakkımızda Firmanızı Kayededin İletişim
                  Copyright © 2010 Vizyon Tanıtım. Tüm hakları saklıdır. xdizayn.net .