Anasayfa Ürün Haber Vitrindekiler Röportajlar Projeler Teknik Makale ve Raporlar Etkinlikler Duayenler Firma Rehberi Fuarlar Ürün Pazarı
Kullanıcı Adı
Şifre

   Yeni Üye | Şifremi Unuttum
2017’nin ikinci 500 büyük firması açıklandı; Listede 12 Alüminyum Firması var
 
İHRACAT ŞAMPİYONU ERDOĞANLAR İKİNCİ 500’DE
 
İKİNCİ 500’DE YER ALAN FABAL ALÜMİNYUM BAŞARIYA DOYMUYOR
 
SİSTEM METAL SEKTÖRÜN VE EKONOMİNİN GURURU OLMAYI SÜRDÜRÜYOR
 
Burak Alüminyum Sanayi ve Tic. A.Ş. ‘A’dan Z’ye Hayatın Her Yerinde’
 
ALFA METAL’İN ZİRVELERE DOĞRU YÜRÜYÜŞÜ SÜRÜYOR
 
Türk Alüminyum Sektörüne
 
ASAŞ’ta DigitALL Dönüşüm
 
http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

https://www.insulbar.de/tr/

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

Toplam Ziyaret : 11000915
   Duayenler Alper Isıl İşlem Sanayi ve Ticaret A.Ş   Hasan ÇEP - ET: 02-07-2011 Yazdır   Tavsiye Et
 

Türk Alüminyum Sektörünün Bugünü ve Ekstrüzyonun Geleceği


Dünyada uzun yıllar yetecek alüminyumun hammaddesi olan Boksit var. Eğer alüminyumcular sanayi ve endüstri profillerine geçerlerse önü açılacak. Ama inatla seriler üzerine gidilirde buralara para harcanmaya devam edilirse sektör ciddi anlamda sıkıntıya girecek.   Avrupalı sanayi profillerine geçtiği zaman 6082-7075 serilerini senden isteyecek. 6063 ile 6082'nin ekstrüzyon mantığı aynı olabilir ama 7075 olursa işte o zaman zorlanmalar başlayacak. Peki kim başarılı olacak her ikisini bir arada götürenler başarılı olacaklar.

Hasan Çep ilk öğretim ve lise eğitimini Trabzon'da tamamladıktan sonra 1990 'da metalürji mühendisliğini bitirerek TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezine çalışmaya başladı. Metalografi laboratuar sorumluluğu yanı sıra Isıl İşlem, Hasar ve Proses Analizi yanı sıra  bir çok kritik projelerde görev aldı. Yüksek Lisansını bitirdikten sonra  Doktora çalışmalarına başladı. Halen  İstanbul Teknik Üniversitesinde doktora çalışmaları devam etmekte olup bu yıl tamamlamayı düşünmektedir.
-
Özgeçmişinizi çok kısa sundunuz, TÜBİTAK' da yaptığınız işlerden biraz bahseder misiniz?

TÜBİTAK' da çalışmış olduğum 5 yıl boyunca malzeme mühendisliğin kapsadığı alanlar olan demir-çelik, demir dışı metaller, alüminyum bakır vs. bu malzemelerin üretim süreçleri ve karşılaşılan problemleri analiz eden bir birimin başındaydım.  Malzemenin ana bilim dalı olan fiziksel metalürjiyi yönetiyordum. Isıl işlem de uygulama olarak bana bağlıydı. Aynı zamanda profesyonel bir metalografist olarak ta görevimi yapıyordum.


İşinizin en önemli noktası neydi?

Özellikle her türlü metalik malzeme ve parçaların kullanımında meydana gelen hatalar veya hasarlar aynı zamanda metalik malzemelerin üretiminde karşılaşılan problemlerle ilgili çözüm üretme üzerine yoğunlaşmış o bir çalışma alanımız vardı. Bu da sizi farklı konularda bilgi sahibi olmaya itiyordu. Mesela dönemlerde ekstrüzyon biyetlerinde mikroyapı analizi ve bu analiz sonrası farklı biyetlerin ekstrüzyon esnasında davranışlarını da istiyorlardı. Yani gönderilen farklı biyetlerin mikroyapısal açıdan hangisi ekstrüzyona daha uygundur diye sonuç istiyorlardı.  Biz de exstrüzyonla ilgili çok geniş literatür araştırması yapmak zorunda kalıyorduk Ayrıca ekstrüzyon firmasına giderek prosesi yerinde görerek değişken parametreleri gözden geçirmek zorunda kalıyorduk. Bu tür çalışmaları yalnızca alüminyumla yapmıyorduk. Mesela, bakır üretimi, çelik üretimi, çelik tel üretimi, boru üretimi, ısıl işlem, dövme, haddeleme, kaplama, korozyon, gibi proseslerin yanı sıra düşen uçaklardan patlayan tüplere kadar kırılma analizleri de yapıyorduk.
 
Isıl işlem ve ekstrüzyon sektörü ile nasıl tanıştınız?

1995 yılında TÜBİTAK'tan ayrıldıktan sonra kendi işimi ısıl işlem üzerine kurmaya karar verdim. Çünkü bilgi yüklü proses yönü ile ilgimi çeken bir konuydu.  O dönemlerde yeni bir teknoloji olan Akışkan Yatak Teknolojisini 3T Isıl İşlem san. Ve Tic. Firmasını kurarak burada uygulamaya başladık. Bu teknolojinin birçok avantajları vardı, ancak sisteme biraz yabancıydık dolayısı ile teknolojiye hakim olabilmemiz için bir 10 sene geçmesi gerekiyordu.
-
Peki hakim olabildiniz mi?

Tabii ki uygulayıcı olarak eksiklerini erken gördükten sonra sisteme ilaveler yaparak yüksek verimlilikte kullanmaya başladık. Özellikle Alüminyum ekstrüzyon sektöründe inanılmaz bir kaliteye ulaşmamıza neden oldu. Tuz banyosu ve vakumun tez avantajlarını burada avantaja çeviriyorsunuz.
Extrüzyon sektöründe TÜBİTAK tan ayrılarak ısıl işlem firmasını kurduktan sonra ilk karşılaştığımız firma Erdoğanlar Alüminyum'du. O dönemlerde Ali Rıza Bey'in hem şahsi hem de firmasının katkıları oldukça fazlaydı.

Ekstrüzyon ile ilgili çalışmalarınız nasıl başladı?

2002 yılına kadar firmamızın işi olan ısıl işlem ağırlıklı çalışmaya devam ediyorduk, daha sonra sağlık problemleri nedeniyle birkaç yıl alüminyum sektöründen ziyade, kalıp, makine, otomotiv yedek parça gibi daha kolay sektörlere fason ısıl işlem yapıyorduk. Alüminyum sektöründe ısıl işlemci yani hizmet sektörü olarak çalışmanın zorluğunu o dönemde görerek kolay olanı seçtik. O da daha az sorunlu olan diğer sektörlerdi.
Taaki 2006 yılına kadar.2006 yılında Sistem Alüminyumun kalıplarında nitrasyon dan dolayı atma olduğunu söyleyerek çalışmak istediklerini bildirdiler. Kısaca çözüm için yardım istediler. O dönemde çok iyi bir laboratuar sistemi kurmuştuk. Biz de nitrasyon yapılmış farklı numuneleri inceleyerek sonuçları literatür değerleri ile karşılaştırma yaptığımızda inanılmaz hatalar silsilesini gördük.

Ne gibi hatalar?

Proses hataları, uygulama da ki yetersizlikler en önemlisi dünyadaki uygulamalardan malzeme bilimi açısından mühendislik olarak geri olmaları. Bir takım uygulamaların mutlak doğrular olduğuna inanmaları. Çalışmaya başladıktan sonra biyet hammaddesinden profil ürününe kadar. Hatta eloksal uygulamalarında meydana gelen farklı çizgiler olarak görülen termal efektlerin neden olduğu yüksek enerjili bölgeleri dahi inceleme konusu yaptık.


Piyasa da büyük olarak ta bilinen bu firmalar umarım çok geçmeden yarışın acımasızlığını kavrarlar. 5 ve 10 yıl sonra bu gün küçük olan ancak, yenilikçi ve atılımcılığı ön planda tutan firmalar karşısında zorlanacaklarını düşünüyorum.


Bu değişkenleri bu kadar detaylı değil de anlayabileceğimiz şekilde nasıl izah edersiniz?
 
Aslında, alüminyumun ekstrüzyonu işlem olarak çok basit bir üretim yöntemi. Alıyorsunuz biyeti ısıtıyorsunuz 450-470 derecelerde presdeki hidrolik gücü doğrusal olarak biyete baskı vererek kalıba göre profilinizi çıkararak üretiminizi yapıyorsunuz. Eğer siz verimlilik açısından işleme bakamıyorsanız 30 m/dak. yerine aynı profili 6 m/dak. Olarak basarsanız siz kendinizle barışık, verimlilikle problemi olmayan rahat bir alüminyum profil üreticisi olursunuz.
 
Verimlilik mi ön plana çıkıyor?
 
İnanılmaz bir derecede verimlilik ön plana çıkıyor.

Farkına nasıl vardınız?

Sistem Alüminyum yüksek hızlarda profil basmak isteyince problemler oluşmaya başladı ve böylece bize geldiler.
Az önce bahsettiğimiz gibi normal düşük baskı hızlarında basarsanız problem yok. Baskı hızları ile oynadığınız zaman rekabet koşullarına göre üretim hızına ulaşmak istediğinizde o zaman sıkıntılar başlıyor.   Verimliliğe girdiğiniz zaman baskı hızı karşınıza çıkıyor. Kalıpta aşınma, kırılma ve çökme problemleri bunun yanı sıra profilde boyutsal, yüzeysel ve mekanik özellikler açısından problemler olmaya başlıyor, ayrıca preste problemler olmaya başlıyor.
Bu sefer çok kolay gibi görülen ekstrüzyon işlemi inanılmaz derecede çok fazla detaylar ile karşınıza çıkıyor. Eğer bu detayları senkronize olarak birbiriyle bağdaştıramazsanız o zaman   yüksek verimlilik hayal oluyor.

Verimliliği artıracak çalışmalara nasıl başladınız?

Burada çalışan arkadaşlarla iş bölümü yaparak çok yönlü literatür çalışmalarının yanı sıra deneysel çalışmaları kapsayacak detaylı çalışmalara başladık. Bu arada Amerika Birleşik Devletlerine seminerlere katılarak ekstrüzyon sektöründeki ileri uygulamaları görmeye bizdeki eksiklikleri öğrenmeye çalıştık. 2007, 2008 ve 2009 yıllarında hem Amerika da hem de şu anda çalışmakta olduğumuz nitrasyonda otomasyon ve uygulama devi olan STANGE  Elektronik'in Almanya da eğitim ofislerin çalışmalarına katıldık.
Bu eğitimler ve bir takım deneysel çalışmalar sonrası sil baştan yaparak biyetten profile kadar hatta eloksal uygulamasına kadar bütün süreçleri sorguladık. Farklı biyet kalitesine baktık, sırasıyla, kalıp tav ocaklarında sıcaklık zaman, homojen ısıtma ve tutma süresi gibi pratiklere, ekstrüzyon oranlarına göre biyet baskı sıcaklıkları ve artı proses sıcaklık uygulamalarına baktık.

Örnek verebilir misiniz?

 Örneğin biyet geliyor, acaba biyetin kalite kontrolü yapılıyor mu? tane boyutuna bakılıyor mu? İnce taneli olanlar kolay basılır kaba taneli olanlar zor basılır. Bunun mekanizmasını bilmek lazım. Oysa uygulamada tam tersi bilinir. Tane boyutu yanı sıra, homojenize işlemi, tam anlamıyla yapılmış mı? yapılmamış mı?  sonra magnezyum silis inter metalikler biyet yapısında çökmüş mü?  veya var mı? bunlara bakmak lazım.

Günümüzde biyetlerin önemli kısmı büyük firmalardan Rusya ve Bahreyn gibi büyük üretici ülkelerden alınmıyor mu? Burada kalite kontroller yapılmıyor mu?

Doğru bu ülkelerden alınıyor ve buralarda kalite kontrolden geçiyorlar. Ancak Türkiye de binlerce ton biyet üretimi olduğunu unutmamak lazım, ayrıca % 100 ithal kullansanız dahi Kalite Kontrol girişinizde basacağınız biyetin özelliklerini bilmeniz kayıt altına almanız gerekir. Çünkü daha ince taneli yapıdaki biyeti daha hızlı basarak verimliliği artırmış olursunuz.


Verimliliğin yükseltilmesinde mühendislik hizmetine aç olan bu sektör maalesef birkaç büyük firmanın haricinde hala alaylı yöntemlerle usta inisiyatifi ile üretim süreçleri kontrol edilmekte ve üretim gerçekleşmektedir. Orta ve küçük ölçekli ekstrüzyon firmalarında yönetici mühendis ilişkisi yerine patron usta ilişkisi ön plana çıkmaktadır.  Böyle bir ikilemle nasıl yüksek verimlilik sağlayarak rekabet koşullarında öne çıkacaksınız.


Biyetin ısıtılması da önemli değilmi bunun için devasa fırınlar alınıyor?

Biyet ısıtma çok önemli bir ön işlem. Çünkü soğuk veya çok sıcak biyeti baskıya veremezsiniz. Bugün sektörde biyet tav ocaklarında 450-470 derece sıcaklıklarda biyet ısıtılarak basılıyor. Normal baskı koşullarında sürtünmelerden dolayı yaklaşık 80-100 derecede artı enerji açığa çıkar biz buna proses enerjisi ya da sıcaklığı diyoruz.  Bu biyet sıcaklıklarına sürtünmelerden kaynaklanan ilave sıcaklıkları koyduğunuz da profil çıkış sıcaklıklarınız 570 derecelere varmaktadır. Bu profil çıkış sıcaklıkları hem kalıbın ömrünü erken aşınmayla düşürür ham de profil kalitesini, ayrıca termik almayı da zorlaştırır. Delta T ( ∆T) yani sıcaklık farkı dediğimiz bu artı enerji mutlaka kontrol altına alınmalıdır.

Bahsettiğiniz bu fazla enerji nasıl kontrol edilebilir?

 Bu konuyla ilgili bir çok yayın bulunmaktadır. Çok teorik olduğu için anlaşılıp uygulamaya konulmaları zor. Bu teorilerden yararlanarak soğuk kış aylarında bir çok deneme baskıları yaptıktan sonra uygulamaya geçtik. Tüm proses parametrelerini saptadıktan sonra biyet tav fırın imalatçısı olan Sistem Teknik ile görüşerek yeni bir fırın tasarımı yapılarak sipariş verildi. Amaç daha yüksek sıcaklıklara biyeti çıkararak mesela 500 derecenin üstüne hızla soğutmayla daha düşük sıcaklıklarda daha homojen ısınmış biyeti baskıya vermek.

Sonuç ne oldu?

Düşünsenize daha önce biyeti 470 derece sıcaklıklarda baskıya verirken, sıcaklıklar bu yeni yöntemle 430 dereceye kadar düşürüldü.

Peki herhangi bir problem olmadı mı?

Kesinlikle hayır ilaveten % 30 kadar varan üretim artışı ile birlikte daha parlak yüzeyler elde edildiğini gördük. Kalıp aşınmaların azalması da cabası.


Bu konuyla ilgili geniş bilgi verebilir misiniz?

Maalesef özel çalışma olduğu için sıcaklık, tutma süresi, soğutma hızı baskıya verme sıcaklığı gibi bir takım detayları direk olarak vermek, çalıştığımız firmaya haksızlık olur.

Peki ne öneriyorsunuz?

Her firma kendi AR&GE sini inanarak hissederek, dokunarak biraz da para harcayarak lütfen yapsın. Düşünün 3 presiniz var ve  3 presten ilave 1 pres kapasitesi daha elde ediyorsunuz.

Sizce verimliliği tam olarak sağlayabilmek için hangi girdiler kontrol edilmeli ve değerlendirilmelidir?

Bir ekstrüzyon tesisinde tam olarak verimlilikten bahsedebilmek için üretimi etkileyen bütün faktörler kontrol altına alınmalıdır. Özellikle üretimin en önemli parçası olan kalıpların üretiminde çelik seçimi ve giriş kontrolleri eksiksiz yapılmalıdır. Kalıp üretimi konularında tasarımlar çok iyi analiz edilmelidir. Kalvıplara uygulanan bütün işlemler kayıt edilmeli ve değerlendirilmelidir. Üretimin hammaddesi olan biyet giriş kontrolleri istenilen özellikte olup olmadığı araştırılmalı ve sürekli takip edilmelidir. Üretim esnasında kalıp tav fırınları, biyet ön ısıtma fırınları, pres baskı parametreleri sürekli kayıt edilmeli ve bu veriler değerlendirilerek optimum şartlara ulaşılmalıdır. Verimliliği arttırmak için bu kontrollere ilave olarak eksikler bulunmalı ve yeni çözümler geliştirilmelidir.
 -
Peki sizin bu bahsettiğiniz verimlilik kapasiteleri yüksek tesisler için mi geçerli?

Hayır kesinlikle değil, en ufak üretim yapan kuruluşun verimliliğinde bile ciddi anlamda artış yaşatabilecek bir konudan bahsediyorum size. Burada pres sayısı ve büyüklüğüne göre  sınıflandırma hiçbir zaman yapılmamalı yani pres başına verimliliği düşünmek zorundasınız. Mesela firma var ki tek pres ile üretim yapar firma var ki 5 pres ile üretim yapar. Önemli olan üretim süreçlerinde pres başına olan verimliliktir. 
Verimliliğin yükseltilmesinde mühendislik hizmetine aç olan bu sektör maalesef birkaç büyük firmanın haricinde hala alaylı yöntemlerle usta inisiyatifi ile üretim süreçleri kontrol edilmekte ve üretim gerçekleşmektedir. Orta ve küçük ölçekli ekstrüzyon firmalarında yönetici mühendis ilişkisi yerine patron usta ilişkisi ön plana çıkmaktadır.  Böyle bir ikilemle nasıl yüksek verimlilik sağlayarak rekabet koşullarında öne çıkacaksınız. Gerçekten çok zor.

Aslına bakarsanız söylediklerinizde haklılık payı oldukça yüksek. Fakat Türkiye şartlarında sadece sanırım bu alüminyum ekstrüzyon üretimine özel bir durum değil, genel anlamda bir sıkıntı olarak düşünmeliyiz sanırım bunu?
Türkiye de bu durum sektörlere göre değişmektedir. Bazı sektörler var ki bilgi emek yoğun ve yüksek yatırım gerektiren üretimlerdir ve bu sektörlere girmek gerçekten zordur.  Alüminyum sektöründe daha fazla karşılaşmamızın sebebi başlangıçta düşük yatırım miktarları ile bir pres alarak hemen üretime geçebiliyorsunuz. İşlerin iyi olduğu dönemlerde verimlilik ikinci planda kalıyor çünkü ürettiğinizi satabiliyorsunuz. Ya işler ters giderse yani talep azalıp arz artarsa acaba kim profilini rahat satabilecek. Hani temelin dediği gibi 5'e aldığını 4'e satarak herhalde sürümden kazanacak değil ya. Yine verimliliği ön planda tutan ton başına maliyeti düşürenler kaliteleri ile birlikte yol alarak kriz sonrasına hazır olacaktır. Diğerlerini düşünmek bile istemiyorum. Ülkemiz için gerçekten kayıp olur.

Yoksa ufukta bir kriz mi bekliyorsunuz?

Kriz olma ihtimali gelişen ekonomilerde ve hatta gelişmiş ekonomilerde her zaman söz konusudur. Ancak alt yapısı zayıf olan üretim süreçlerine hakim olamayan üretimini talep yoğunluğuna bağlı arz dengesi ile sağlayan firmalar için gerçekten büyük bir risk vardır.

Türkiye alüminyum profil üretiminde risk ekseninde mi?

Bu sektörün işlerin iyi gitmesi durumunda Türkiye'de 20 yıllık bir geleceği olduğuna inanıyorum.
-
Ya işler iyi gitmezse veya sizin öngörünüzde nasıl bir problem olma ihtimali görüyorsunuz?

 İşler iyi gitmezse durum kötü, mesela ekonominin çok sıcak olduğunu haberlerde duymaktayız, buna bağlı olarak hükümet tüketimi kısmak için konut kredileri için faiz artırımına gittiğini düşünün veya bankaları zorladığını düşünün ne olur. Önce psikolojik baskıyla bir daralma olur hemen üretime yansır. Küçük ve metodik üretim yapamayan ve kuvvetli müşteri portföyü olmayan firmalar ve de özellikle küçük firmalar ciddi sıkıntılar çeker.


Eğer Çin'de talep daralması yaşanırsa sanayi profillerinde güçlü üretim alt yapısı yanı sıra mekanik işlemeli üretim imkanlarının yüksek olması Türk üreticilerine ciddi sıkıntılar yaşatabilir. Yani dua edelim Çin'de talep ömür boyu devam etsin krizlerden hep uzak dursunlar. Bence bu durum Ortadoğu'dan daha tehlikelidir.


Bir ekstrüzyon tesisinde tam olarak verimlilikten bahsedebilmek için üretimi etkileyen bütün faktörler kontrol altına alınmalıdır. Özellikle üretimin en önemli parçası olan kalıpların üretiminde çelik seçimi ve giriş kontrolleri eksiksiz yapılmalıdır. Kalıp üretimi konularında tasarımlar çok iyi analiz edilmelidir. Kalıplara uygulanan bütün işlemler kayıt edilmeli ve değerlendirilmelidir.


Bölgesel sıkıntılar görüyor musunuz?

 Eğitim verirken şunu sürekli belirtiyorum, alüminyum ekstrüzyon üretimi Türkiye ye Avrupa da ki emek yoğun maliyetinin yüksekliği ile hız kazandığını söylüyoruz. Bu geçici bir durum olabilir çünkü komşularımız dan Rusya primer alüminyum ana üreticisi ve ithalata kapıları yüksek gümrük duvarları ile kapatmış. Diyor ki biyet üretiyorum ihtiyacımdan fazlasını ihraç ederim ancak yerli üretim ile kendi profil taleplerini karşılamak istiyorum. Bu talep sürekli artmakta buradaki talebin artması Türkiye deki arzı etkilemez neyi etkiler, Türkiye de kullanılan hammaddenin maliyetlerini yükselmesine neden olur. Düşününki 140 milyonluk Rusya da 14-15 adet Ekstrüzyon firması varken 75 milyonluk Türkiye'de 10 katından fazla firma vardır.  Bu durum Ortadoğu da da geçerlidir. Suriye de, Lübnan da, Mısır da ve Suudi Arabistan da da geçerlidir. Çünkü bunlarda gümrük duvarı ile koruma yapıyorlar buna bağlı olarak ciddi yatırımlar söz konusu. Hatta bu ülkeler Türkiye'nin ana pazarı olan Avrupa'ya mal satmaya başlayabilirler. Çünkü bu ülkelerde enerji, insan gücü maliyetleri düşük hatta vergiler de düşük bu arada  kayıt dışı ticareti yüksek olması Türk üreticilerini bu gün değilse yarın zorlayacaktır. Avrupalı aynı kaliteyi daha düşük fiyatta nerden bulursa oradan alır. Ve bu dönemlerde Ortadoğu ülkeleri Avrupa'ya ihracat yapmaktadırlar, onlarda bizim gibi verimliliği ön plana tutmak için yeni yatırımlar yapacaktır. Bu ülkelerin en büyük şansızlığı inşaat serilerinden kolayca sanayi serilerine dönebilecek alt yapılarının olmaması. Suudi Arabistan da 108 milyon ton bilinen boksit rezervleri var ve hükümetleri 2016 yılına kadar 9.5 milyar Dolar yatırım yapmayı planlamış. 2016 yılı çok yakın bir zaman diğer yakın ülkelerin belirlenmiş veya piyasa dinamiklerine göre ilerleyen üretim süreçleri de bizleri zorlayacaktır.


En sıkıntılı olabilecek bölgesel risk nedir?

Savaşlara alışık olan komşu coğrafyadan ziyade Çin faktörü çok önemli. Eğer Çin'de talep daralması yaşanırsa sanayi profillerinde güçlü üretim alt yapısı yanı sıra mekanik işlemeli üretim imkanlarının yüksek olması Türk üreticilerine ciddi sıkıntılar yaşatabilir. Yani dua edelim Çin'de talep ömür boyu devam etsin krizlerden hep uzak dursunlar. Bence bu durum Ortadoğu'dan daha tehlikelidir.

Karamsar tablo çizdiniz önerileriniz sanayi profilleri mi?

Hayır,  önce verimliliği arttırma, sonra sanayi profillerine ağırlık verme özellikle otomotiv ve makine sanayine yönelik üretim yapmak ve hatta önümüzdeki dönemlerde talebi artacak olan alaşımlı profil üretimi. Ayrıca katma değeri arttıracak mekanik işlemli üretimlere girilmeli.

Verimliliği arttırmak için ekstrüzyon firmaları ile çalışmalar yaptığınızı duyduk biraz açabilirmisiniz ?

İlk çalışmaları 2006'da yapmaya başladık. Bu çalışmalarda şunu anladık ve yaşadık. Pres kalitesi önemli ancak verimlilikte birincil etken değildir. Biyet kalitesini söylemiştik, kalıp tav ocakları rejimi ve kullanımı çok önemli, tashihat prosedürleri çok önemli, özellikle nitrasyon uygulamaları sonrası macun makinesi kullanılarak yüzey pürüzlülüğü mutlaka düşürülmeli. Nitrasyon uygulamalarında KN kontrollü fırınlar kullanılarak daha sert karakterli •-Fe4N kristal yapılı beyaz tabaka ile ekstrüzyon  yapılarak kalıp ömrünü arttırmak.  Biyet fırçalama sistemi ile yüzey oksitlerin atılarak kalıpların aşınması önlendi. Ayrıca fırçalama ile biyetten uzaklaştırılan çok sert  olan oksitler ile eloksal kalitesini inanılmaz derecede arttırdı

Firma sahipleri yaklaşımı nasıl?

Sistem Alüminyumla ilk başladığımızda firma sahipleri o gün bu gün inanılmaz desteklerini esirgemediler. Her yeni bir çalışmanın kaliteyi nasıl arttırdığını gördüler AR&GE için sadece kalıp nitrasyon uygulamalarında kesilerek atılan kalıpların maliyeti 50.00 TL'nin üzerinde. Upper Pre-heating biyet ısıtma sistemini derhal sipariş verdiler. Halen devam etmekte olduğumuz kalıp ömrünü arttırma çalışmaları hızla devam etmekte.
ASAŞ Alüminyum'un AR&GE'ye pozitif bakışları cidden etkileyiciydi. Özellikle metodik üretim süreçleri ile oldukça yüksek verimlilikle üretim yapmaktadırlar. Sefa beyin yenilikçi yaklaşımları laboratuara vermiş oldukları önem ile mikron seviyesindeki değişkenliklerin makro üretime etkilerini kanıksamışlar, bu da çok sevindirici. Umarım ki macun makinesini daha aktif kullanarak kalıpların ömrünü de daha da fazla artırmayla verimliliği de arttırmış olurlar.
Diğer bir pozitif yaklaşım Zahit Alüminyum'dan geldi. Zahit bey bizi davet ettiğinde birlikte oturduk konuştuğumuzda bana ”Sizi dikkatle  dinleyeceğiz” söyleyerek eğitim sonrası bizden istemiş oldukları rapor doğrultusunda inanılmaz yatırımlar yaptılar. Biz de şaşırdık inanılmaz derecede bir karalılıkla laboratuarlarını kurdular, macun makinesini aldılar kalıp tav ocaklarına kısmen de olsa bakım yaptılar. Nitrasyon sonrası beyaz tabaka incelemesi yaparak metre üzerinden profil üretimi yaptılar. Personel için eğitim programları düzenlediler. En önemlisi de şiddetle üzerinde durduğumuz MRP ve ERP programlarının zaruriye tine inanarak siparişle uygulamaya başladılar. Bu gerçekten sevindirici idi.
 
Zahid Alüminyumda ne gibi değişiklikler gördünüz?

Önce kendilerine olan inançları arttı ve her türlü geliştirmeye yönelik çalışmalara hız verdiler. Kalıp aşınmaları azalmış olduğunu ayrıca kalıplarda ki kırılmaların çok azaldığını belirttiler. Hatta tuz nityrasyonu yerine KN kontrollü gaz nitrasyonu kullanmak istediklerini belirttiler. Zahit aluminyumda kurulan metalografi laboratuarını çelik malzemelerin giriş kalite kontrolü yanı sıra dökmüş olduğu biyetlerde mikroyapı analizi ile efektif sonuçlar aldılar.
-
Hayal kırıklığınız olan firmalar oldu mu?

Olmaz mı? Eğitim vermiş oluğumuz firmaların herhangi bir ücret talep etmiyoruz. Uzun yıllar da almış olduğumuz eğitim süreçlerini aktarmak istiyoruz. Eğitim sonrası söylenen “Biz ekstrüzyon yapmıyormuşuz” sonrası bizatihi firma sahipleri yapmaları gereken yatırımları külfet görerek sırt çevirmeleri bizi gerçekten üzüyor.  Piyasa da büyük olarak ta bilinen bu firmalar umarım çok geçmeden yarışın acımasızlığını kavrarlar. 5 ve 10 yıl sonra bu gün küçük olan ancak, yenilikçi ve atılımcılığı ön planda tutan firmalar karşısında zorlanacaklarını düşünüyorum.
 
Sektörde çalışan personelin eğitim durumu nedir?

16 yıldır sektörü takip ediyorum, 16 yıl öncesi ile mukayese edemezsiniz. Daha öncekilerini ağabeylerden öğrenmek lazım. Ancak 16 yıl önce üretim süreçlerinde ustalar daha çok egemendi. İşin ustaları  hava ve su gibi çok önemli. İyi ve ahlaklı ustalar çok aranmakta ve bunlar üretimin önemli taşlarını oluşturmaktadırlar. Ancak mühendislik altyapıları olmadığı için metodik çalışmalarda daha çok uygulayıcı konumda kalabilmektedirler. Bu şu demektir işin ustası mühendislik verilerle yönlendirildiğinde müthiş performanslar elde edilebilmektedir. Biz buna çok kez şahit olduk.


Aslında usta diyoruz ama usta fabrika ilişkisi hemen hemen tüm sektörlerde var sanırım?

 Alüminyum sektöründe düne kadar böyleydi ama azalıyor artık. Artık usta ne derse doğru değil. Yeni kuşaklarda mühendislik devreye girdi. Alüminyumcu olanların kimliğinde bakın genel anlamda profesyonelce girişler yok. Bu yüzden profesyonelleşemeyen firmanın sahibi aksilikler üst üste gelince dünyayı takip etmek adına çocuğunu okuttu eğitim aldırdı. Bu eğitimler sebebiyle bugün alüminyum sektörü ciddi anlamda büyüme yakalamıştır. Babadan oğula oluşan güven sebebi ile bakın bugün alüminyum sektöründe gelişen tesisler ciddi anlamda büyüme yakalamıştır. İşte bu değişim alüminyum sektörüne ciddi anlamda ivme kazandırmıştır.

Aslına bakarsanız eğitim Türkiye'nin genelinde olan bir sıkıntı. Maalesef okuma alışkanlığı yok, bugün yüzlerce tesise, binlerce firmaya dergi gönderen bir kuruluş olarak arasıra ziyarette bulunduğum zaman derginin ambalajından çıkarılmadığını bile görüyorum. Ama en azından okuyanlar sayesinde bir şeyler öğrenmek isteyenler sayesinde bugün mücadelemizi veriyoruz. Ve aynı mücadeleyi yaptığımız kuruluşların bugün yeri ve konumuna baktığım zaman yaptığım işin doğru olduğunu geliştirerek bir şeyler daha katmam gerektiğini biliyorum. Sanırım aynı düşünce sizde de var. Alışkınlıkların dışına nasıl çıkarılabilir yada nereden başlanılmalı diye sorsam size?

Toplum olarak okuma konusunda zayıf olduğumuz hepimiz biliyoruz. Toplumların okuma alışkanlıkların gelişmesi onlarca yılı hatta yüzyılı bile alabilir. Okuma öğrenmenin önemli bir diğer yoludur ancak göz ve kulağın aynı anda almış olduğu eğitim ile öğrenme daha hızlı olduğu için biz bu seminerlere çok önem veriyoruz.
Sektöre yönelik çözüm sunabilecek yazılara ağırlık vermekte fayda vardır, ne var ki, yayınlamak üzere sorun çözücü, proses geliştirici yazıları sektörden almak çok zor. Üniversitelerin sektörden oldukça uzak olması  sizlerin hareket alanını daraltmaktadır. Yine de ödüle dayalı  literatür ağırlıklı yazılar yayınlanabilir. Burada iş derginizin maharetine kalmıştır. Siz derginizi daha cazip kılarsanız sayfaları daha fazla kirlenir.

Piyasada batışlar olacak diye sürekli konuşmalar  geçiyor ama kapanan tesislerin karşılığında neredeyse 3 kat yeni tesis açılıyor. Bunu nasıl açıklarsınız?

 Bugün piyasa inşaat sektörüne endekslenmiş durumda. İnşaat sektörü de altın çağını yaşamakta, yani üretimi kolay olan klasik profilleri üretip satmayla yatırımın kısa vadede geri dönüşü söz konusu, ama bu gün,ya yarın? bilinmez,. Kısa vadeli rekabetçi bir anlayışla yapılan bu yatırımların aynı paralelde olması asıl sıkıntıyı yaratacak. Preslere yapılan yatırımlar stratejik bir planlama ile yapılıyor olmuş olsaydı iç ve dış piyasalar oldukça geniş olması ile krizlerden daha az etkilenme söz konusu olacaktır. Ne var ki bu stratejik planlamayı kurumsallaşmış bir elin parmak sayısı kadar firma yapmaktadır.
Sanayi profilleri ya da teknik profiller veya alaşımlı profillerden bahsetmek istiyorum.   2000 yılında Audi üzerinde 70 ila 80 kg alüminyum kullanılıyordu. 2005 yılında 120-140 kg lara çıktı. 2015 yılında hedef 190-200 kg çıkmak. 200 kg alüminyum kullanılırsa 400 kg'lık inanılmaz bir hafiflik sağlayacak. Dünyada uzun yıllar yetecek alüminyumun hammaddesi olan Boksit var. Eğer alüminyumcular sanayi ve endüstri profillerine geçerlerse önü açılacak. Ama inatla seriler üzerine gidilirde buralara para harcanmaya devam edilirse sektör ciddi anlamda sıkıntıya girecek.   Avrupalı sanayi profillerine geçtiği zaman 6082-7075 serilerini senden isteyecek. 6063 ile 6082'nin ekstrüzyon mantığı aynı olabilir ama 7075 olursa işte o zaman zorlanmalar başlayacak. Peki kim başarılı olacak her ikisini bir arada götürenler başarılı olacaklar.


Biyet sıcaklıklarına sürtünmelerden kaynaklanan ilave sıcaklıkları koyduğunuz da profil çıkış sıcaklıklarınız 570 derecelere varmaktadır. Bu profil çıkış sıcaklıkları hem kalıbın ömrünü erken aşınmayla düşürür ham de profil kalitesini, ayrıca termik almayı da zorlaştırır.    Delta T ( ∆T) yani sıcaklık farkı dediğimiz bu artı enerji mutlaka kontrol altına alınmalıdır.


En büyük sıkıntı bilginin genele yayılamaması bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz peki?

Türkiye'de bugün olmayan bilgi saklanıyor. Sıkıntı bu zaten ya da eksik bilgi saklanıyor. Bir konuşabilseler bir araya gelebilseler doğru ile yanlış ortaya çıkacak ancak birbirlerinden kaçışıyorlar. Bazı firmalar gerçekten çok iyi bilgilerle donatılmış üretim süreçleri ile yönetilmekte. Klasik üretim yöntemlerin dışına çıkamayan firmalar ile kurumsallaşmış firmalar arasındaki bilgi seyir farkı çok yüksek.  
Mesela biyet dış yüzeyinde 2000 HV sertliğinde alüminyum oksit tabakası üretim esnasında hem kalıbı bozar hem de profile zarar verir. Basit fırçalama sistemi ile verimliliği arttırmak işten bile sayılmaz. Alkonsis diye bir firma çıktı çok güzel bir fırçalama sistemi geliştirdi fiyatı da oldukça uygun,  soruyorum kendisine “satışlar nasıl” aldığım cevap  ise düşündürücü “bedava verirsem çok müşteri var”   Kafadaki hesap hep aynı acaba cebimden ne kadar  para çıkacak, en son bakması gerekene ilk başta bakılıyor. Kardeşim kontrol edemediğin üretim süreci sana ait değil şansa ait şansa. Basıyorsun gidiyor, ne sıcaklığı ne metrajı ölçüyorsun. Türkiye'de baskı hızını yüzde 90'ı ölçmüyor. Araplar SMS' den presi tam ekipmanları ile alıyor bütün verileri program üzerinde hazır geliyor yani know how'ı ile alarak sizin rekabet gücünüzü kırar.

Kalıpçılar için düşünceniz?

 Kalıpçılar ise verimlilik artışından dolayı iş kaybetmez daha iyi kalıp üretme yoluna giderek fiyatları arttırabilirler. Bugün kalıpçılara müjde vermem gerekirse yakın zamanda orta doğuda kalıp imalatına girebilecek bir alt yapı bulunmamaktadır. Türkiye'de kalıp üreticileri çok hızlı gelişti ve iyi durumdalar. Tatmin edici seviyedeler. Kalıp sektörü eksikleri var ama gelişiyorlar. Son 2 yıldır özellikle ekstrüzyon firmalarının yanında kalıp firmaları almış olduğu çeliğin kalite kontrolünü bize ya da üniversitelere göndererek  yapıyorlar. Sektördeki uzmanlar mikroyapı temizliği, ostenit tane boyutu kalite kontrol tablosundaki yeri segregasyon gibi terimlere aşina oldular. Tel erozyon için örnek göndererek zararlı beyaz tabakayı ölçmek istiyorlar. Düşünün Zahid Alüminyum bu işlemleri kendi başına yapabiliyor.
Biz eğitim seminerleri verdiğimiz zaman ustalardan öyle güzel sorular geliyor ki inanın çok mutlu oluyorum. Çok seviniyorum. Eğitim seviyeleri sebebi ile malzeme mühendisliğini bilmediği için kafasındaki soru işaretleri o seminerlerde de çözülmüş oluyor.
 
  Kendimde sizin aşağı yukarı başladığınız dönemlerde alüminyum sektörüne giriş yaptım dergi olarak. İlk girdiğim zaman işte 50 tane tesis vardı ekstrüzyon olarak ve çoğunluğu o günden bugüne hiç kapısını açamadı. Daha önceki söylemlerde ise kapalı kapılar arkasında devler var kelimesi kullanılıyordu. Tüm çabalarımın yetersiz olduğunu gördüm. Bir süre sonra onlara ulaşmak yerine ulaşabildiğim firmalara hizmet veririm düşüncesiyle bugünlere geldik. Yıllar sonra bugün kendi sektörüme baktığım zaman kapılarını açan tesislerin gerçek anlamda devleştiğini , kapılarını bırakın açmayı telefonlarımıza bile cevap vermek istemeyen çoğu firmanında halen atıl vaziyette çalıştığına şahit oldum. Sanırım uzun dönemler bu kapılar açılmayacak kimseye, ve yokoluşlar kayboluşlar ister istemez oluşacak. Peki siz bunun sebeplerini hiç araştırma fırsatı buldunuz mu?

1996 yıllarını çok iyi biliyorum. Öyle firmalar var ki. 2000 yıllara gelirken aynı hızda. 2003-2004 den sonra bir şeyler oldu genele yayıldı. Bazılarının kendine öz güvenleri daha arttı, mühendisliği  önemsemeye başladılar.   Bilgiye kolay ulaşanlar cesaretlendi ve yatırımlar arttı. Rekabet ortamı hızlandı pazar açılınca. Tek parti hükümeti gelince güven oluştu.  Eskiden inanın bir alüminyum tesisine gidemezdin. Çalınabilecek korkulacak çok şey vardı. Bugün öyle bir noktaya geldi ki ne üretiyorsan satabiliyorsun ama bu gün.


Siz Ar-Ge konusunda yatırım yaparken bunu yatırımları sadece Alüminyum sektörüne güvenerek mi yapıyorsunuz?

Alüminyum ekstrüzyon bizim işimizin  küçük bir kısmını oluşturuyor, otomotiv, makine, savunma sanayisine yapmış olduğumuz Ar-Ge'ler daha üst düzeydedir.   Kale grubu ile birlikte Türk savaş uçağı F-35 in iniş sistemlerini sağlayacak asansör sisteminde ki bir parçanın ısıl işlemini yaparak öz güvenimizi arttırdık ayrıca Lochked Martin firmasını Sub-Contractor olarak tedarikçisi olduk.  Bizim yapımız sadece alüminyum ekstrüzyon sektörü değil, enjeksiyon var savunma sanayi ve otomotiv sektörü var.  Yani kazandığımız paraları arabalara lüks evlere ve harcamalara yatırmıyoruz. Tüm kazancımızı işimize ve geleceğimize yatırıyoruz bununda meyvelerini alıyoruz. Bugün Türkiye'deki en iyi ısıl işlem labarotuvarı bizde. Alüminyum ekstrüzyonda en önemli konu Nitrasyon fırınları. Kalıplarının ömrünü uzatmak kalitesini arttırmak adına çok ciddi yatırım yapıyoruz bunlar için çok büyük paralar harcıyoruz.

Özellikle öğrenmek istediğim alaşımlı alüminyum konusu. Bu konu herkesin takibinde. Türkiye'de sektör inşaat bölümüne çalışıyor. Diğer konular özellikle alaşımlı alüminyum konusunda alüminyum sektörü nereden başlamalı neler yapmalı sizce?

Türkiye'deki alüminyum sektörü 7075 serisinde üretim yapabilir bunun için gerçekten firmalarımız kabiliyetli. Ona göre sistem kurmak gerekiyor. Mümkün olan en ince ve küçük çapta malzeme kullanmak zorundasın. Çünkü zor şekillenen bir malzeme. Onat alüminyum var bu konuda güzel gidiyor. Bunu sadece ekstrüzyon olarak yapmayacaksın bunun ısıl işlemi de var. Biz bu malzemenin ısıl işlemini yapabilecek 400 kiloluk yeni bir fırın sistemi  yaptık.  Amerikan standartlarında göre 4 ila 12 saniye içinde suyun içinde parçaları soğutarak sıcaklık farkı +7 dereceyi geçmeden soğutma ve yaşlandırma ile yüksek mukavemet alabiliyoruz. Hatta soğutma sonrası hemen -100 derecede soğutarak daha kararlı ve mukavemetli  yapılar elde edebiliyoruz.  

Sizce alüminyum ekstrüzyon firma sayısındaki artış neden bu kadar çoğaldı?

Çok kolay üretim yapabildiğiniz için ve çok fazlasıyla makine vs ye gerek duyulmadığı için bunun cevabı bu. Bugün 2 milyon doları olan normal ölçekte bir tesis kurabilir Türkiye şartlarında. Bilsin veya bilmesin bunu yapabilir.Maalesef bugün alüminyum sektörü yarışı pres sayısı ile yapıyor. 


Sektörde bir tabir vardır alüminyumun tozunu yutan veya talaşına dokunan bu sektörü bırakmaz diye. Acaba sizi bu sektör farklı bakmaya mı zorluyor?

2006 yılında biz bu işe başladığımız zaman 17 ton aldığımız bir kalıptan 60 tonlara çıkınca tamam biz bunu yapabiliriz dedik. Bu bir başarıdır. Onun için üzerine gitmek lazım diye düşünüyorum 
 
Genellikle sektör içerisinde her konuyu patron bilir diyoruz. Peki Alper ısıl işlemde de aynı durum söz konusu mu?

İnsanoğlu egolari ile vardır. Herkeste olduğu gibi bende de başarı egosu vardır. Ancak sorumluluğumu delege etmekten hiçbir zaman kaçınmam. Sorumluluğu verdikten sonra sonuçları sadece tartışırım Kadromuz genç 30 yaş civarlarında.  Ben genel müdürüm ama beraber çalıştığımız metalurji ve makine mühendisi arkadaşlarla görev sorumluluğu ile iş dağılımı yapıyoruz. Tecrübe çok önemli bu tecrübeyi genç arkadaşlarla daha aktif hale getirebiliyoruz.   Tabii ki genel çerçeveyi ben çiziyorum onlar uygulamayı yapıyor, çerçeveyi  çizerken istişare bizde şart.
 
Bugün sektörde hizmet birimleri ciddi anlamda rahatsız. Yaptığımız çalışmalar sürekli boşa çıkıyor diyen kişiler oluşuyor. bugün sizde alüminyum sektörüne hizmet veren bir kuruluşsunuz. Bunun maddi boyutunu bir tarafa bırakalım manevi boyutunu konuşursak neler söylerdiniz?

Bakın maddi anlamda çok büyük beklentimiz yok fakat manevi anlamda eğer güzel bir şeyler kazandıysak bu bizi mutlu eder. Örneğin,  Sistem Alüminyum'da sağladığımız Upper Pre-Heating biyet ön-ısıtma sistemiyle % 30'luk üretim artıştı, 17 tonluk bir kalıptan alınan 60 tonluk artışlar bize sevinçlerin en büyüğünü vermiştir.

Konu konuya açıyor. Konuşmamızın başından beri aklıma takılan önemli bir husus var. Biz ortada kalmış bir ülkeyiz kıtalar arasında. Bugün Çin en önemli üretim merkezi, Hindistan ondan sonra geliyor. Türkiye pres gücüyle bugün neredeyse bütün ülkelerden daha üst düzeyde. Bir araya gelemeyen bir sektör, hep rekabet eden bir sektör, katma değer katamayan bir sektör görüntüsünde bir ortam var. Bu ortamın içinde yani birlik ve beraberliğin yok olduğu bir sektöre bir şeylerin doğruluğunu nasıl anlatacağız?

Bugün batı % 15'lerin altında hurda oranı ile çalışırken Türkiye bugün % 20 lerin üzerinde hurda oranı ile çalışılıyor. Ortalama % 20 hurda var. Hep 2 puan altına düşüyorlar. Bu büyük bir sıkıntı demek. Ben 100 ton biyetten 87 ton alüminyum alabiliyor muyum. Bu verimliliktir. Bir ikincisi birim zamanda ne kadar alüminyum profil üretebiliyorsun baskı hızımız nedir.  Ekstrüzyon oranına ve et kalınlığına göre hızı nasıl arttırabiliriz sorularına hep beraber cevap bulmamız lazım.
Baskı hızını arttırmak için teknolojik yüzey kaplama uygulamaları maalesef yapılmıyor.  Önümüzdeki günlerde bir çalışmamız var, ciddi bir ses getirecek diye düşünüyoruz. 

Dernekler ve dergimiz hakkında düşüncelerini alabilir miyim?

Fuar özellikle çok iyi oldu. Derneğin yardımıyla büyük başarı olarak görülebilir. En azından sektör bir araya geldi. Derginiz ayrı zaten onun sektördeki yeri çok ayrı en azından derginiz çok aktif çalışması beni sevindiriyor. Derginiz birazda prosese yönelik çalışmaları yazabilirse sektöre daha faydalı olacağına inanıyorum. Bugün Avrupa'da birçok güzel ve özel çalışmalar oluyor. Gelişme zaten genele yayılacaktır. Yakın zamanda Türkiye de bilgileri paylaşan konumuna geldiği zaman emin olun ilk sizinle paylaşacaklar diye düşünüyorum. Ben alüminyum dergisinin daha fazla bizi temsil etmesini istiyorum. Dünyanın her tarafında olmasını istiyorum. İşte okuma alışkanlığımızda yakında değişecektir. Bunların hepsi sırayla olacak. Derginiz çok büyük eksikliği yerine getiriyor. 
Alüminyum sektöründe tüm firmalar ile senin ilişkilerin yeterince iyi bunu iyi değerlendirmek lazım. Bilgi konusunda bence daha ısrarcı olmak gerekiyor.
Dün dünde kaldı can cazım, bugün yeni şeyler söylemek lazım. Mevlana'nın güzel bir sözüdür. O yüzden eskiyi unutmak lazım yeniliklere bakmak lazım önümüze bakmamız lazım.

Ortalama Puan: 10
Geri
 
 
http://aluminyumyapi.com/?sayfa=iletisim

?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

 
Anasayfa Hakkımızda Firmanızı Kayededin İletişim
                  Copyright © 2010 Vizyon Tanıtım. Tüm hakları saklıdır. xdizayn.net .