Anasayfa Ürün Haber Vitrindekiler Röportajlar Projeler Teknik Makale ve Raporlar Etkinlikler Duayenler Firma Rehberi Fuarlar Ürün Pazarı
Kullanıcı Adı
Şifre

   Yeni Üye | Şifremi Unuttum
“Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2017” Araştırması Açıklandı
 
Derya HATİPOĞLU ASAŞ’ın Yeni Genel Müdürü Oldu
 
TALSAD’a yeni Genel Sekreter
 
SARAY ALÜMİNYUM TÜRKİYE’NİN 500 BÜYÜK DEV KURULUŞU L
 
Türk Alüminyum Sektörünün Gözbebeği Arslan Alüminyum
 
Akpa Alüminyum ISO 500 Büyüklerindeki Yükselişine Devam Ediyor.
 
SEL, Yapı Fuarı – Turkeybuild İstanbul’daki Güçlü Performansıyla İlgi
 
Kibar Holding İSO 500 Listesinde Dört Grup Şirketi İle Yer Aldı
 
http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

https://www.insulbar.de/tr/

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

Toplam Ziyaret : 9822870
   Duayenler Arslan Alüminyum   Mehmet Arslan Alüminyum Sektörünün Efsane Yöneticisi Mehmet ARSLAN ET: 30-09-2010 Yazdır   Tavsiye Et
 

Dünyada en genç metal olarak alüminyum tercih ediliyor.Yeni yeni bulunan ürünler var.Bana göre alüminyum konusunda alfabenin en başındayız.

Mehmet ARSLAN, 1947 yılında Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde dünyaya geldi. Daha küçük yaşlarda, ilkokulu bitirdiğinde, hayat yolunda okuyarak mı, yoksa çalışarak mı ilerlemesi gerektiğine karar vermişti. Kafasında bir tek şey vardı Mehmet ARSLAN’ın: Çalışacak, en iyisini yapacak ve en iyi yerlere gelecekti. Bunun için de mutlaka İstanbul’a gitmeliydi.. Daha önceden de geldiği İstanbul, kendi geleceğini çizebileceği önemli bir kentti. O zamanlar Karadeniz üzerinden İstanbul’a sefer yapan Ordu vapuru, 5 gün süren uzun bir yolculuktan sonra Mehmet ARSLAN’ı İstanbul’a getirdi. Bundan sonrasını gelin Mehmet ARSLAN’ın kendisinden dinleyelim:


“Ordu vapuruna bindiğim zaman“yaşım daha çok küçüktü. Bu yolculuk benim için çok uzun sürmüştü.Vapur, bütün limanlara uğrayan ve malzeme alıp boşaltan bir yük vapuruydu. Yolculuğumu tam 5 günde tamamlayabilmiştim. Bugün 5 günde dünyayı dolaşırsınız. Fakat o zamanlar imkan buydu. İnanabiliyor musunuz?
5 günlük yolculuğum esnasında düşünmem ve hesap yapmam için çok zamanım oldu.. Fakat hiç pişman değildim. Daha önceden sınıf öğretmenim, matematik konusunda çok zeki olduğumu fark etmişti. Diğer derslerim o kadar iyi olmasa bile, matematik konusunda çok iyiydim. Çünkü daha küçük yaşlarda çalışmak ve evime ekmek götürmek zorundaydım. İnanın, ekmeği çok küçük yaşlarda tuttum. Öğretmenimin, “Mehmet okuyacak mısın, yoksa çalışacak mısın” sorusuna, “çalışmak istiyorum hocam” diyerek cevap vermiştim. Öğretmenim, beni çok iyi bildiğim matematikten ikmale bıraktı. Okul hayatım ilkokulu bitirdikten sonra kapandı. İlk iş deneyimim bir pik döküm atölyesinde oldu. Aynı yer o zamanlar alüminyum işine yavaş yavaş girmeye başlamıştı. Böylelikle, bizler de alüminyumu orada öğrenmeye başladık. 17 yaşımda kendi işyerimi kurdum. Kasımpaşa’da alüminyum eloksal üzerine kurduğum işyerinde 10-15 kişi çalıştırıyordum. O zamanların profil üreticileri 2 veya 3 firmaydı.Eloksal işini de herkes yapmazdı. Türkiye’de ilk eloksalı yapanlardan biri benim. 1964 yılında ortak olarak kurduğum yeri, 1969'da tek başıma götürmeye karar verdim ve aynı yıl Arslan Eloksal’ı kurdum. 1973 yılında, Alibeyköy’de 5500 metrekarelik, yer aldım. Orayı aldığım zaman, aklımda hep şu soru vardı: Bu kadar büyük bir yeri ben ne yapacağım? O zamanlar alüminyumda ne üretiyorsan satıyordun. Bugün öyle noktalara geldik ki, aynı düşünceyle, Bilecik’te aldığım 40 dönümlük yer, bugün bizim için çok yetersiz kaldı.Hiç durmadık. Yeni yerler, yeni makineler, yeni binalar… Bunların boyutunu anlatmak bile ayrı bir heyecan veriyor bana.

Benim o zamanlar verdiğim mücadelenin aynısını, bugün oğlum Cenk ARSLAN’ın verdiğini görmek bana mutluluk veriyor. Biz önümüze hedef koyarak bugünlere geldik. ‘Dünya’nın en modern tesislerinden birisi olmak için, ne gerekiyorsa onu yapacağız.” Bugün dünyada eşine az rastlanır, en modern dökümhaneyi biz yapıyoruz. Türkiye’de en uzun biyet döken sistem olacak. Ağustos- Eylül ayında ilk döküme başlayacak. Birinci aşamada yıllık 24.000, ikinci aşamada 48.000, en son aşamada ise 96.000 ton’luk döküm gerçekleşecek. Bu Türkiye için iyi bir rakam. Bu işin başında oğlum var. Bu konularla o ilgileniyor. Ben ona her konuda destek olmaya çalışıyorum.

Hayat hikayeniz oldukça enteresan..

Alüminyum mesleğini, bugüne kadar gerçekten hep severek yaptım. Hani bazen insanlara şöyle bir soru sorarlar; “dünyaya tekrar gelseydiniz ne olmak isterdiniz?” Tüm samimiyetimle söylemem gerekirse, yine alüminyumcu olmak isterdim. Çünkü mesleğimi çok seviyorum. Mesleğini seven insan, işinde başarılı olur. Anlatarak değil; hayatımın her evresini alüminyumu yaşayarak geçirdim. İlk başta bahsettiğim gibi, çok küçük yaşlarda bu mesleğe girdim. Ben aklımda bir iş varsa, onu mutlaka ve başarıyla yaparım. Benim hayat felsefem, sadece çalışmak ve başarmak üzerine kuruludur. Bu başka bir sektör olsaydı; o sektörde de bugünkü gibi başarılı olurdum.. İlk başta benim tercihim , alüminyum değildi. Fakat bu işe girmişim! Neden alternatif arayayım ki?.. Hiçbir zaman maymun iştahlı olmadım. Bana soruyorlar:“Onu niye yapmıyorsun, bunu niye yapmıyorsun?” “Ben önce profil işini tam olarak başarayım, ondan sonra başka şeyler düşünürüm” diyorum.

Yapabileceğim bir işe hiçbir zaman özlem duymadım. İnandığım işi yaptım. Bugün bana, “bu kadar büyük tesisiniz var. Neden levha ve kompozit üretmiyorsunuz” diyen arkadaşlarım oluyor. Ben kendime hep şunu soruyorum: “Henüz alüminyum profilde istenilen noktalara gelebildik mi? Belki bugün pres gücü ve yatırım olarak Türkiye’deki en büyük kuruluş olabilirim. Fakat dünyadaki örneklere ve rakiplerime bakıyorum, biz bugün onların yanında, daha henüz hiçbir yere gelememişiz. Demek ki, o noktalara gelebilmek için daha çok çalışmamız gerekiyor. Ben bu tesisi bir yerlere getirmek için bu kadar mücadele verdim. Arkamda oğlum var. O da aynı mücadeleyi veriyor. Eminim ki, torunlarımda aynı mücadeleyi vereceklerdir.



arslah
Bu iş bize bir gelecek sağladı. Alüminyum, benim için artık para kazanmanın da ötesinde, ailemin geleceğini şekillendiren bir iş, Bir meslek. Bunu artık değiştirmenin bir mantığı yok. Benim ailem, parayı alüminyumdan kazanacak. Biliyorsunuz ki, bir işi ne kadar uzun süreli yaparsanız, o işte o kadar profesyonel olursunuz. 50 yıllık meslek hayatımda, “ her şeyi ben biliyorum” lüksüne sahip olmadım. O kadar bilmediğim şeyler var ki, “her şeyi biliyorum” dediğin zaman bir şeyler bitmiştir. Eğer önünde bir şeyler daha görüyor ve fark edebiliyorsan, , yapacak çok işler var demektir. Öyle bir dönem geldik geçirdik ki, yokluk dönemlerimiz de oldu. Fakat ben tutumlu bir insanım, gösterişi sevmem, lükse merakım yoktur. Eşime bile daima, “yapabileceğin bir işe özlem duyma, yapmıyor olabilirsin ama yapabileceğine inandıysan özlem duyma” demişimdir. O yüzden, bugün geldiğim yerde oldukça mutluyum. Bizim pozisyonumuza gelip, bizden daha iyi yerlerde olanlar da var. Ben hep işime baktım. Kimin ne yaptığına, nereye geldiğine çokta fazla bakmadım.

Hayatınız hep iş üzerine mi kuruldu? Mehmet Arslan’ın, “keşke bunu farklı bir şekilde yapsaydım, daha iyi yerlere gelirdim” dediği oldu mu?

Bakın, öncelikle her şeyi doğru yapmanız mümkün değil. Doğrunuz eğrinizden fazla olmalı. Bugün bir noktadan bir noktaya geldiysem, bunun nedeni, doğrularımın eğrilerimden fazla olmasıdır. Hata yaparsınız, mutlaka hata yaparsınız. İnsanoğlusunuz. Ama yapılan hatadan ders almak önemlidir. Hatalı olduğunu bile bile, hata yapmaya devam edersen ve hatayı adet haline getirirsen, sen benim için makbul bir insan değilsin. Ben etrafımda ve çalışanlarımda bu yaşıma gelene kadar çok hatalar, çok yanlış davranışlar gördüm. Fakat, “insandır” dedim. Yapar ve hatasını anlar. Ama eğer hatasını anlamıyor, ders almıyor ve tekrarlıyorsa işte orada farklı bir şey vardır. Ben bunu kabul etmem. Ben de mutlaka hata yapmışımdır, ama yaptığım hatanın bilincine çabuk varıp tekrarlamamışımdır. İşte başarının gerçek anahtarı budur. Ben eğer, hayatı boyunca hiç kaybetmemiş bir insan olsaydım, bugün Türkiye Cumhuriyeti bütçesi kadar zengin olurdum. Ben bugün, oğlumun farkında olmadığı, ancak benim gözümden kaçmayan hatalarını fark ediyorum. Hatta oğlumun bile bile hata yapmasına göz yumuyorum ki, yapılan hatayı kendisi anlasın ve onu düzeltsin. Bugün benim oğlumun karşısına böyle zorluklar gelmezse, yarın koskoca, dev bir kuruluşu nasıl yönetecek, nasıl başarı sağlayacak? Biz bunları yaşadık. Çok fazla zarara sebebiyet verecek şeylere doğal olarak müsaade etmedim. Yanlışlarımız oldu. Önemli olan, gelirin götürüden daha fazla olması. Bunlar gelecekte sermayemiz olacaktır. . Ben, geçmişte kaybettiklerimin, geleceğin sermayesi olacağına inanıyorum. .

51 yıllık iş hayatınızda kendinize ayırdığınız özel zamanınız hiç olmadı mı?

Bakın, insanlar yaşadıkları anlardan mutluluk duyarlar. Benim yaşıtlarım, dışarılarda top oynarken, ben evime ekmek parası götürme derdindeydim. Benim yaşıtlarım bir yerlere gelebilmek için eğitim alırken, ben yine çalışarak bir şeylerin kazanılacağına inanıyordum. Çünkü o zamanki düşüncem oydu. O küçük yaşlardaki düşüncelerimin, bugünkü hayatımın bir parçası olması beni mutlu ediyor. Çocuk yaşlardaki çalışma hırsım, bugün de hiç azalmadan yine devam ediyor. İşimde geçirdiğim zaman, yine günlük hayatımın büyük bir bölümünü kapsıyor. Bu nedenle, boş şeylere ayıracak zamanım hiç olmadı. Olsaydı, bugün bunları size belki farklı bir şekilde anlatıyor olurdum. Çocukluğum, oyunla, gezmeyle, dolaşmayla, eğlenmeyle geçmedi. 12 yaşımda evime ekmek getirmeye başladım. Ama yarım, ama tam ekmek parası kazandım. Ne kazandıysam, ne elde ettiysem onu getirdim. Benim için o zamanlar,yaşamak, yemek yemek ve içmek, çalışmaktı. O günler öyleydi. O bir huy haliydi. O gün ve bugün hiç değişmeyen şey, hep getirmek ve getirdiği kadar yaşamak Zaten, çocuk yaşlarda bir özlem duysanız da ne yapabilirsiniz? İsteseniz de bir şeyler değişmiyor ki. Bugün bulunduğunuz yer, geçmişte yaşadığınız hayatın bir eseridir.
 
Başka bir iş denemek ister miydiniz?

Aslında iyi ki denememişim. Ama sorunuza cevabım, eğer başka bir işte olsaydım, emin olun o işte de en iyi noktalara gelmek için uğraşırdım. Alüminyumcu oldum. İnanın çok mutluyum. İnsanlar yaşantılarında bir meslek seçerler. Ben de alüminyumu tercih ettim. Oğlumu ve kızımı zorlamadım. Hiçbir zaman zorlayıcı ve yaptırım uygulayıcı bir baba olmadım. Çocuklarıma hiçbir şey demedim. Bugün onların başarısı ve geldikleri nokta, belki de kendi istedikleri ve severek yaptıkları işlerinden dolayıdır. İyi ki başka bir mesleği seçmemişim. . Mesleği bilmek ve onun ruhuna inmek başka bir şey. Şu an benim yaşadığım gibi.

Çocuklarınız başka bir meslek seçseydi üzülür müydünüz?

Ben onlara, hiçbir zaman bu işi yapın demedim. Fakat önlerinde hep babalarının mesleği vardı. Buradaki işi benimser, katkıda bulunurlarsa, rahat edeceklerini biliyorlardı. “Tercih etmeselerdi ne olacaktı” diyorsunuz ya, ne bileyim ? Belki kendi kuracakları işte başarılı olacaklardı. Ben hayatım boyunca kaybetmeyi sevmedim. Ben kalp ameliyatı oldum, şeker hastasıyım, fakat hayatımı hiçbir zaman bunların etkilemesine izin vermedim. Eğer benim oğlum işi benimsemeseydi, bu tesisi hak eden birisine satardım. Oğlum, işe sahip çıktı ve buralara geldi.

Yaşadığınız, aklınızda kalan bir anınız var mı, bizimle paylaşmak ister misiniz?

Bir ara hazımsızlık çekiyordum. Doktora gittim. Bana, “demir eksikliğin var” dedi, magnezyum eksikliğinden bahsetti, yani vücudumda metal eksikliği olduğunu söyledi. Benim de alüminyumcu olduğumu bilerek bana, “Evladım, alüminyumu işlemekten hiç yemeye fırsat bulamadın mı’ dedi. Bütün ömrüm boyunca alüminyum işiyle uğraşmışım, ama vücudumda metal yok inanılır gibi değil. Demek ki , müşteriye satmaktan yeme fırsatı bulamamışız.

Oğlum Cenk ARSLAN, çok büyük şeyler yapmaya çalışıyor. Tek başına bir şeyleri başarmaya çalışıyor. Şu anda çok ciddi yatırımlar yapıyor. Bilecik’te 2’nci Organize Sanayi Bölgesi’nde 87.000 metrekarelik bir arazi almıştık. Buraya ikinci tesisimizi kurduk. Olanları büyütüyoruz. Şu sıralarda, çok ciddi ve önümüzdeki günlerde açıklayacağımız bir yatırıma hazırlanıyoruz. Bize, “Bilecik uzak” derlerken, (ki, ilk başta ben de öyle düşünmüştüm), şimdi orada yatırım yapıyoruz.,

Hatırımda kalan başka bir olayı anlatayım size: Sanırım, Bilecik’e ilk gittiğim dönemlerdi Bir gün PTT’de bir işim oldu. Arabayla gittik ve yolun ortasına arabayı bıraktım. Yoldan ne gelen var, ne de giden. İşim bitti, PTT’den çıktım, “niye bu arabayı buraya bıraktın” diyen hiç kimse yok. Bomboş bir yer. Aradan 20 sene geçmiş ve o PTT’nin yanına noter açılmış. Bir işim vardı noterde ve tam yarım saat arabamı park edecek yer aradım biliyor musunuz? Yani bir zamanlar uzak olan yerler, bugün çok farklı yerler haline geldiler. 20 senede bu bölge bu kadar değişti. O senelerde çalışacak insan yoktu. Her evin mutlaka bir veya iki ferdi, Arslan Alüminyum’da çalışırdı. Arslan Alüminyum’da çalışmak başka bir şeydi. Esnaf sana kredi verir, açık hesap çalışırdı. Esnaf bilirdi ki, alacağının garantisi Arslan Alüminyum’dur. Çünkü Arslan Alüminyum’da çalışanın, hiçbir zaman maaşını alamama endişesi yoktur. Birileri hep kendilerini anlatırken, bizi hep çevremizdekiler anlatmıştır.

Çevrenizdekiler değil sadece, bunu çalışanlarda da görmeniz mümkün oluyor. Senin tesisinde, emek veren insanın nasıl ve hangi şartlarda yaşadığını bilmek de önemlidir. Arslan Alüminyum çalışanları için, Bilecik’te mükemmel bir lojman inşaatı başlattık. Ve bu lojman diye tabir ettiğimiz binalarımız belki de, Bilecik’in en lüks apartmanı konumunda. Bunları anlatmamın nedeni, bu işleri sadece para kazanmak için yapmadığımızı belirtmek için. Kendinizi düşündüğünüz kadar, sizin yanınızda, sizin için emek veren insanları da düşünmeniz gerekiyor.

Alüminyum metalinin geleceği hakkında bilgi alsak, neler söylemek isterdiniz?

Dünyada, en genç metal olarak alüminyum tercih ediliyor. Yeni yeni bulunan ürünler var. Bana göre alüminyum konusunda alfabenin A harfinde bulunuyoruz. B harfine geçmedik. Korkunç bir pazar var ve defalarca büyümesi gereken bir pazar. Dünyadaki gelişen firmalar bunun bilincinde ve büyüme planlarını buna göre yapıyorlar. Hepsi stratejik düşünüyor. “Biz burada en fazla prese sahibiz” dediğimiz zaman adamların pres ve üretim gücü bizim 10 katımız. O zaman bizim daha çok uğraşmamız, daha çok bir şeyler yapmamız ve dünyayı çok iyi takip etmemiz gerekiyor. Bugün alüminyum ile üretilen birçok ürün var ve bu ürünler, çok ciddi Pazar paylarına sahip. Bu pazarı öğrenmek ve bu pazara gelişmiş ürün sunmak gerekiyor. Piyasalarda sıkıntı varmış, şu varmış bu varmış diye değil. Sürekli yatırım yaparak sıkıntılardan kurtulursunuz. Belki 15 sene sonra, bunları okurken, “ o zamanlar neymiş, bugün ne oldu” diyeceğiz. Çünkü halen alüminyumda keşfedilmeyi bekleyen birçok ürün var. Durmanın bir mantığı yok, teknolojiyi kullanmak lazım. Dünya’da demir cevherinin fiyatı çok arttı. Alüminyum onun yanında çok ucuz. Sadece demirin yerini alacak birçok alüminyum ürün var. Düşünebiliyor musunuz, her binanın asansör boşluğunda kullanılan demirin alüminyuma dönüşmesini!.. Adamlar hızlı trenlerin raylarını alüminyumdan yapmayı planlıyor. Türkiye’de birileri varsın, “alüminyumun son geldiği nokta burası. Yeter büyümesine gerek yok” desin. Bunu diyenlere en büyük cevabı, dışarıda olanları göstererek verebilirsiniz: Çin, yakın zamana kadar, 200.000 ton hammadde üretirken, geçen seneki üretimi 12.000.000 (12 milyon) ton. Bu nasıl bir büyümedir? Nasıl yapmıştır? Bunu bütün dünyanın kullanacağını ve ihtiyacı olduğunu iyi biliyor. O zaman biz hiçbir yerde değiliz. Biz 50.000 tondan bahsediyoruz. Elin ülkesi 25 milyon tondan bahsediyor. Biz o zaman neredeyiz, Sorarım size? Sanayicilerde bir hedef vardır. Başladığın yerin en az 7 veya 10 katı üstüne çıkabilmişsen, büyümekten bahsedebilirsin. Ben 500 metrekareden 5000 metrekareye, 5,000 metrekareden 40.000 metrekareye ve ,40.000metrekareden de 130.000 metrekareye geçtim. Şimdi 600.000-700.000 metrekarelik bir alan düşünüyorum. Ben aynı yerde kalmayı hiç düşünmedim ki... Ben bu işi en iyi şekilde yapmalıyım. Eğer uzaklarda birilerinin yaptıklarını görüyorsam, ben de o hedefe doğru ilerlemek zorundayım. Bunu yapmaya mecburum. Üzerimizdeki yük her geçen gün artıyor. Alüminyumda eskisi gibi kazançlar yok. Ama en iyisini, en kalitelisini yaptığınız zaman büyüyorsunuz. Üretim ne kadar güçlü olursa, maliyetleriniz ona göre aşağıya iniyor. Bu da avantaj sağlıyor. Ben son getirmiş olduğum preslerimi, Çin’de kurabilmek için teklif aldım. Bunu yapmak istedim. Çünkü ben dünyanın en güçlü firmasını ortaya çıkarmak için şartları da gözetmek zorundayım. Eğer, üretimin yurtdışında yapılması gerekiyorsa, orada üreteceksiniz. Alternatifler mutlaka gözetilmelidir. Farkındaysanız,Türkiye’de maliyetler her geçen gün artıyor.Baktınız olmuyor, madem sen “yabancı yatırım” diye bağırıp duruyorsun, o zaman, adam fabrikasını satıp gittiği zaman bir şey demeyeceksin. Bilmiyorum ama, gelecek bunu gösteriyor. Yabancı yatırımcı vergi ödemez hale gelmiş, sen ödüyorsun. Yabancı yatırımcı gelsin diye, tüm kapıları açarken, kendi sanayicine dirsek çeviriyor, elinden geldiği kadar üretimden çıkması için mücadele ediyorsun. Kendisini geliştiremeyenin, bu şartlarda yaşama şansı yok. Biz bu kadar büyük yatırımları yaptık, kapasitemizi çok büyüttük. Ancak bu kapasiteyi tam dolduramıyoruz. Fakat gücümüzü, sürekli katlayarak devam ettiriyoruz. Çünkü bizim rakiplerimiz artık yurtdışında. Bundan sonraki mücadelemiz, sadece onlarla. İç piyasada zaten en büyük pres, eloksal ve yatırım gücüne sahibiz. Bundan sonra tüm firmaların hedeflerinin bu olması gerektiğini düşünüyorum. Gelişmeyenin yaşama şansı yok.


aaa
İş saatleri dışında uğraşınız var mı?

Ben hep işle uğraştım. Her işi, açıkçası bir şeyler kazanmak ve kazandırmak için yaptım. Özel hayatımda kendime ayırdığım çok fazla zaman ve uğraş yok. Spor yaparsınız, karşılığında sağlık kazanırsınız. Vallahi, gözle görülmeyen, elle tutulamayanların peşinde hiç olmadım. Akşamları iş bitiminden sonra meslektaşlarımla ve esnaf arkadaşlarımla, o gün yaşanan iş stresini atmak için mutlaka bir saat okey oynarız. Herkes bu okey saatini iple çeker ve ben oynadığım zaman mutlu olurum.

Sevmediğiniz şeylerden bahseder misiniz?

Çalışmayan insanı hiç sevmem. Siyasi hayatı hiç sevemedim ve içinde olmayı hiçbir zaman istemedim. Ben isteseydim siyasete girerdim. Siyaset başka bir şeydir. Siyaset yaparken bir takım düşünceleriniz vardır. Onun uygulanmasını istersiniz. Ben yaşamım boyunca görmek istediğim şeyi göremedim. Siyaseti yapmak gerekiyor onun da farkındayım. Daha önceden çalışırken, hep birileri “ne işin var siyasette” derlerdi. O zamanlar için bu düşünce belki doğruydu. Fakat, bugün bir takım yaşanan sıkıntılar nedeniyle, siyaset yapan kişilerden bir şeyleri düzeltmesini bekliyorsunuz. Çünkü her şeyi kendiniz çalışarak çözemiyorsunuz. Sanayicinin dertlerini anlayan siyasetçiler varsa sanayici büyür. Ben bu tarz siyasetçiyi göremiyorum. Mutlaka vardır ama görülmüyor.
Bugüne kadar,yaptığım gözlemlerde, bir sıkıntı yaşandığında, ön plana çıkarak savunmalarınızı hiç çekinmeden yaptığınız dikkatimi çekti. Bunun en güzel örneğini Tefkifat konusunda gördüm. Hayatınız boyuncu hep böyle mi oldunuz?
 
Doğru bildiğim şeyi hiç çekinmeden ve ısrarla savunurum. Bundan da asla pişmanlık duymam. Çıkar için konuşmam, olması gerekeni söylerim. Yanlış, yanlıştır. Bunun savunulacak hiçbir tarafı yoktur. Bunu hiçbir zaman, çekinmeden, her yerde ve her zaman savunurum. Ben büyüklerin bazı sözlerine çok değer veririm. Bunun en güzel örneklerinden biri “Oğul doğru bildiğini savun, bir gün mutlaka haklı çıkacaksın” sözü, bir diğeri ise, bir babanın oğluna nasihatıdır: “Oğul, atın iyisine doru, yiğidin iyisine de deli derler.”

Doğru bildiğimi doğru söyler ve elbette ki, çıkarlarımı da, bir takım şeyleri söylerken ortaya atarım. Bugün vatanını savunurken, canını ortaya koyan neferi görüyorsunuz. Ona, “öleceksin, gitme” diyebiliyor musunuz? Bu da böyle bir şey. Bunun yanlışı olmaz. Size, zarar vermeye çalışan insanları görüyorsanız onlarla mücadele etmeniz lazım. Bana eğriyi savunan birisini söyler misiniz? Size hiçbir zaman bunu haykıramaz. İnsanlar, topluma faydalı şeyleri söylerler. Ancak, ama yapar, ama yapmaz, bilinmez. Bizler, oradan, buradan, birilerinin sırtından para kazanarak yaşamadık. Biz vergimizi tam öderiz. Birileri ödemezse, ben buna tabi ki karşı çıkarım.. Allah herkese el vermiş, ayak vermiş. Çalışman gerekiyor. Bakıyorum, yöneticiler “sürekli patronlar vergi versin, sürekli versin” diyorlar. Yahu nereye kadar vereceksin ki; O veriyor diye vur abalıya, vur abalıya yapılmaz. Patronlara özel bir hak mı verildi? Hep patronlar diyorsunuz. Sanayici olduğunuz müddetçe işiniz sadece sandığa oy atmaktır. Ayrıcalık yapamazsınız. Onlar sürekli değişir ama siz kalırsınız.
 
Ben hep şunu söylerim: Sanayici siyasetçisiz, siyasetçi sanayicisiz yaşayamaz.


Özel yaşantınızda yer tutan neler var?

Fanatik Fenerbahçe taraftarıyım. Fenerbahçeli olmaktan gurur duyuyorum. Aynı zamanda kongre üyesiyim. Fenerbahçeli olmaktan şeref duyuyorum. Yemek yemeyi çok severim. Her türlü yemeyi ayırt etmeden yerim. Bu yemek sevdası benim başıma bela oldu tabi ki. Şeker hastası oldum. Türkiye’nin ve dünyanın neresinde olursa olsun, iyi bir şey varsa bilirim. Evde ızgarayı bana yaptırırlar, bu işi en iyi ben yaparım.
 
Çok nefis mönüler yaparım. Fakat mutfaktan çıktıktan sonra arkamda enkaz bırakırım. Mutfak kültürüm iyidir; temizliği haricinde.
 
Organik tarımı çok severim. Bulunduğumuz yerde bunu görebilirsiniz. Domates, biber, fasulye, meyveler. Aklınıza gelebilecek her sebzeyi burada yetiştiriyorum. En iyisini yetiştirir ve yemek isterim. Mahsul çok olduğunda konu komşuya, çalışanlarımıza dağıtıyoruz. Kalanı da dondurucuda dondurup kış aylarında yiyoruz. Bu arada sebze yemeğini de çok severim.

Biraz da hedeflerden bahseder misiz?

Arslan Alüminyum, imkanlar elverdiği sürece yatırım yapmaya devam edecektir. Daha yapılacak çok işin olduğunu biliyoruz. Bu nedenle de, çalışmalarımız ve alüminyumun çeşitli dallarına yatırımlarımız tüm hızıyla devam ediyor.

Son olarak bizimle paylaşmak istedikleriniz var mı?

Alüminyum çok meşakkatli bir iş. Emin olun herkesin basit olarak gördüğü fakat hiç de basit olmayan bir iş. Ben bu işe ilk başladığımdan bugüne kadar daima, “ileride ne var, ileriye nasıl ulaşırım” diye çalıştım ve bugünlere geldim. Bugün geldiğim noktadan çok memnunum.

Ortalama Puan: 9.25
Geri
 
 
http://aluminyumyapi.com/?sayfa=iletisim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

 
Anasayfa Hakkımızda Firmanızı Kayededin İletişim
                  Copyright © 2010 Vizyon Tanıtım. Tüm hakları saklıdır. xdizayn.net .