Anasayfa Ürün Haber Vitrindekiler Röportajlar Projeler Teknik Makale ve Raporlar Etkinlikler Duayenler Firma Rehberi Fuarlar Ürün Pazarı
Kullanıcı Adı
Şifre

   Yeni Üye | Şifremi Unuttum
2017’nin ikinci 500 büyük firması açıklandı; Listede 12 Alüminyum Firması var
 
İHRACAT ŞAMPİYONU ERDOĞANLAR İKİNCİ 500’DE
 
İKİNCİ 500’DE YER ALAN FABAL ALÜMİNYUM BAŞARIYA DOYMUYOR
 
SİSTEM METAL SEKTÖRÜN VE EKONOMİNİN GURURU OLMAYI SÜRDÜRÜYOR
 
Burak Alüminyum Sanayi ve Tic. A.Ş. ‘A’dan Z’ye Hayatın Her Yerinde’
 
ALFA METAL’İN ZİRVELERE DOĞRU YÜRÜYÜŞÜ SÜRÜYOR
 
Türk Alüminyum Sektörüne
 
ASAŞ’ta DigitALL Dönüşüm
 
http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

https://www.insulbar.de/tr/

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

Toplam Ziyaret : 11228793
   Roportaj Arslan Alüminyum A.Ş. / Yönetim Kurulu Başkanı  Mehmet ARSLAN ET: 10-01-2017 Yazdır   Tavsiye Et
Gerçekleri önceden görüp söylediğim halde, beni dinlemeyen bir sektöre şahit oldum…
 

arslan1


Arslan Alüminyum, sektörün lider firmalarından. Hem köklü bir mirasa, derin bir birikime ve deneyime sahip hem de vizyoner ve atılımcı. Bunu, aşağıya aldığımız tarihçesinden de görmek mümkün. Firmanın kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Arslan, sektörde 60 yılını dolduran gerçek bir duayen. Daha önce de söyleşi yapmıştık kendisiyle. İçten, gözü pek, sözünü asla sakınmadan cesurca söyleyebilen ama yeri geldiğinde okları kendine de yöneltmekten çekinmeyen dürüstlükte bir insan. 


Çok keyifli bir söyleşi yaptık, her zamanki gibi. Bazı acı gerçekler can yakıcı olsa da umut ve çıkış yolunun da olduğunu gösteren bir söyleşi oldu. Sözü çok uzatmadan Mehmet Bey ile konuştuklarımızı okumanızı öneririz.


ARSLAN ALÜMİNYUM’UN TARİHÇESİ


1970: Arslan Alüminyum, Mehmet Arslan tarafından 250 metrekarelik kapalı bir alanda, “Arslan Eloksal” ismiyle, orta ölçekli bir atölye şeklinde kuruldu.


1973: Polisaj ve Eloksal konularında faaliyet gösteren Arslan Eloksal, 1973 yılında Alibeyköy- de 5.250 m² alan üzerinde 3.500 m² kapalı alanı olan yeni tesislerine taşındı.


1974: 400 ton proses kontrollü ilk ekstrüzyon presini işletmeye alarak, doğrama yardımcı profilleri üretmeye başladı.


1975: 1200 tonluk ikinci proses kontrollü ekstrüzyon presinin işletmeye alarak, kapasite ve üretimini arttırmış, dökümden eloksala kadar olan bütün alüminyum profil üretimini entegre olarak gerçekleştirmeye başladı.


1980: Arslan Eloksal, Limited Şirkete dönüşerek, “Arslan Alüminyum. Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” ismini aldı.


1986: İşletmenin büyümesi nedeniyle yeterli alana duyulan ihtiyaç ve yerel yönetimlerin kararları doğrultusunda, 1986 yılında, Bilecik Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni tesislerin temeli atıldı.


1988: 40.000 m²’lik fabrika arazisinin 29 000 m²’si kapatılarak, Kalıp Üretimi, Preshane, Statik Toz Boya ve Eloksal tesislerinden oluşan ilk fabrika üretime başladı.


1992: 5.300 m²lik kısmında, 48 000 amp/h kapasiteli ikinci bir eloksal tesisi kuruldu ve 1600 ton proses kontrollü ikinci ekstrüzyon presinin kurulmasına başlandı.


1999:1600 ton proses kontrollü ikinci ekstrüzyon presi işletmeye alındı


2000: 6.000 m²’lik kısmında, 275 000 m²/ay kapasiteli Statik Toz Boya Üretim Tesisi işletmeye alındı. 


2004: Bilecik 2’nci Organize Sanayi Bölgesi’nde 85 000 metrekare büyüklüğünde yeni bir arazi alındı. Arazinin 26 000 metrekarelik alanı kapatılarak;


- 5 adet, 1100 : 4000 tonluk pres bulunan bir Pres Bölümü,


- Yüksek kapasiteli bir Kalıphane,


- Bir adet Ahşap Desen Film Kaplama Ünitesi,


- Bir adet Profil Mekanik İşlem Tesisi ile Alüminyum profil sevkiyat depoları faaliyete geçirildi. 


 2004 Haziran: 1.Fabrika’da 1100 tonluk proses kontrollü üçüncü ekstrüzyon presi hizmete alındı. Bunun da işletmeye alınmasıyla 1.fabrikada 1100,1200,1600 tonluk 3 adet ekstrüzyon presi bulunmaktadır.


2005: Film kaplama tesisi işletmeye alınarak, ahşap, mermer ve granit desenli profil ve levha kaplama uygulamalarına başlandı.


2006: Bilecik 2’nci Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesislerde inşaatı tamamlanan 10.000 metrekarelik bölümde, 1.600 ve 2.750 tonluk, 4’ncü ve 5’nci proses kontrollü ekstrüzyon presleri devreye sokuldu.


2007: Kapasitesi 48.000 ton/ yıl olan dökümhane inşasına başlandı.


2008: 4.000 ton proses kontrollü 6’ncı ekstrüzyon presi ile 1.100 ton proses kontrollü 7’nci ve 8’nci ekstrüzyon presleri devreye girdi.  Üretimin artması nedeniyle, ambalaj ve paketleme bölümünün genişletilmesine yönelik olarak, 10.560 m²’lik depo inşaatı tamamlandı. 


2007 yılında başlatılan dökümhane inşası tamamlanarak, 24.000 ton/yıl‘lık kısmı devreye alındı.


2009: Dökümhane kapasitesi 24.000 ton/yıl ‘dan 48.000 ton/yıl ‘a çıkartıldı.


 Bilecik 2’nci Organize Sanayi Bölgesi’nde yeni alınan 90.000 metrekarelik alan üzerinde, bir alüminyum izabe ve eritme tesisi inşasına başlandı. Bu tesiste hedef, ilerleyen yıllarda alüminyum eritme kapasitemizi 240.000 ton/yıl a ulaştırmaktır.


2010: 2.Organize Sanayi Bölgesinde bulunan 11.500 metrekarelik geri dönüşüm tesisi inşaatı tamamlanmış, tesisin makine montajlarına başlanmıştır.


2011:  2.Organize sanayinde yer alan 3.Fabrikamızdaki geri dönüşüm tesisinin makine montajları tamamlanarak Ekim ayı sonu 24.000 ton / yıl alüminyum külçe üretimine başlanmıştır.


2012 : Tamamlandığında 240.000 ton/yıl kapasiteye ulaşacak olan, geri dönüşüm tesisimizin 24.000 ton/yıl külçe üretim kapasitesi olup, 2012 yılının son çeyreğinde geri dönüşüm tesisine ek ilave fırınlarla alüminyum billet ve külçe kapasitesi 120.000 ton/yıl’ a ulaşmıştır.


2013 : Yeni yapılan Eloksal tesisimiz 2016 yılı içinde üretime başlayacaktır. Geri dönüşüm tesisi kapasitesi 10.000 tona çıkmıştır.


2015: Şirketimiz nevi değişikliği yapmıştır.23 Kasım 2015 tarihinde Arslan Alüminyum San.ve Tic.Ltd.Şti, Arslan Alüminyum A.Ş. olarak değişmiştir. 


Arslan Alüminyum A.Ş. Dökümhane bünyesinde 11.350 m2 kapalı alana sahip homojenizasyon, biyet depolama ve sevk alanı 2015 yılında devreye alınmıştır. Homojenizasyon kapasitesi 60.000 ton/yıl ’a çıkmıştır.


2016: 7.400 m2‘lik kapalı alanda yeni dikey boya hattı anlaşmaları yapılmıştır. Yatırımın kapasitesi 1.250 ton/ay olup, 2017’nin son çeyreğinde devreye alınacaktır.


2016 yılı sonu itibarıyla Arslan Alüminyum’un toplam teorik kapasitesi alüminyum profilde 5.200 ton/ay, eloksalda 1.450 ton/ay, boyahanede 750 ton ay, ahşap desen kaplamada 375 ton/ay, alüminyum bilet üretiminde 10.000 ton/ay ulaşmıştır. 


2016 yılı sonu itibarı ile 240.000 ton/yıl kapasiteye ulaşmak için yatırım çalışmaları devam etmektedir. 2017 yılında Arslan Alüminyum olarak teorik kapasiteleri, gerçekleşen kapasitelere dönüştürmek için satış ve pazarlama bölümünün çalışmaları devam edecektir.


Mehmet Bey, öncelikle sizlerden ricam sektörün bugünkü durumu hakkında bizleri bilgilendirir misiniz? Nasıl bir manzara çizeceksiniz, merak ediyorum.


Geçmiş zamanda bir gün Türkiye’nin alüminyum konusunda önemli hammadde sıkıntısı çekeceğini gördüğümden ve yakinen yaşayan birisi olduğumdan, bir çözüm arayışına girdim. O zaman iki elin parmak sayısı kadar olan hatırı sayılır firma sahiplerini aynı masada buluşturup, “Gelin, bölgesi belli olan, limana yakın Çaycuma ilçesine büyük bir hammadde üretim tesisi kuralım. Böyle bir yatırımı yapalım, ortak olur musunuz,” dedim. 


Sonra başka detaylar da vererek onlara izah ettim. “Sermayeniz kadar bu şirket size kredi versin,” dedim. 10.000.000 USD bir yatırım bedeli var örneğin, ne kadar sermayeye ortak olduysan o kadar kredin olsun şirket içinde, diye izah ettim. Üç toplantıdan sonra kimse gelmedi. Sonrasında herkes kendi hammadde tesisini ufak ufak ve daha pahalı maliyetlerle kurmaya başladı. 


Sonra baktığınız zaman, röportajlarda ve başka platformlarda, özellikle sıkıntı yaşandığı zaman feryat edip, “Bu ülkede hammadde krizi yaşanıyor, keşke bir büyük bir hammadde üreticisi olsa,” diyor herkes. Bunları yaşayarak bir hayali gerçekleştirdim. 


Yani beyinden geçeni oraya hapsetmeyip yapmayı başaran, bunları birebir yaşayan birisiyim. Ben seneler önce bunu yaşadım ve o gün yapılan toplantıda konuştuğumu seneler sonra tek başıma gerçekleştirdim. Bugün Arslan Alüminyum 120.000 Ton/Yıl alüminyum billet hammaddesini, dünyanın en kaliteli üretim ve dünyanın en üst düzey teknolojik sistemiyle üretme başarısını gösterecek bir yapıya sahiptir. Onun için yaşadım, denedim ama olmadı. Onun için herkes başının çaresine bakacak bu sektörde ve baktı da. 


Alüminyum Sektörü Büyümek İçin Mutlaka Ortaklık Yapısını Kabul Etmeli…


Türkiye’de bireysel başarılar çok nadir. Mutlaka ortaklı yapıların oluşması gerekiyor. Bütün dünya böyle birleşmiş, bunu kabul etmek lazım. Türkiye’de maalesef ortaklık olmuyor. Bütün bu ara işler hepsi bir arada olsa bugün kapasite büyüklüğü 240.000 ton’lar; kurulan bu dökümhanede işlense kapasite 1.000.000 ton/yıllara çıkardı. 240.000 ton nedir? Sen niye uğraşıyorsun bunu yapmak için? O yüzden şu an ülkede dökümhane krizi de var. 


Bu sektör o zamanlar şayet bize inansaydı bugün ikinci 240.000 tonluk ocakların yatırımları yapılır, 500.000 ton üretim yapılırdı. Mehmet ARSLAN, Bilecik iline 240.000 ton üretim yapan tesisi kurduğu dönemde Seydişehir Alüminyum Tesisleri 55.000 ton alüminyum üretiyordu. Ben Seydişehir’in 4 katı üretimi Türkiye’ye getirdim. Bunu memleketim için, alüminyum sektörünün o zamanlar ve yarınlarda düşeceği büyük tehlikeyi gördüğüm için yaptım. Biz de bu yüzden kendi kaderimiz” diyerek kendi yağımızla kavrulmaya başladık. 


Yurtdışı fuarlara katılıyoruz, gelen ziyaretçilerin tutumlarından anlıyoruz ki kaliteyi aştık şimdi güvenilirlik konuşuluyor… 


Bugün Avrupa pazarının kapandığını görüyoruz. Ben bunu, biliyorsunuz size daha önceden söylemiştim; sadece bu pazara önem verilmemesini önermiştim. Bugün baktığınız zaman sahne ortada açıkçası. Biliyorsunuz, Almanya’nın Düsseldorf kentinde 2 yılda bir düzenlenen Alüminyum Fuarı’na her zaman olduğu gibi bu sene de katıldık. Ziyaretçilerimiz çok özel firmalardan oluşuyor. Bakıyorlar köklü bir kuruluş, en yüksek düzeyde kurumsal yapısı var, istediği kalitede alüminyum hammaddesini ya da profilini alacak. Her şey tamam, siz tamamsınız, ülkeniz tamam değil bu sefer. Müşteri şunu söylüyor; “Biz firmanızı beğeniyoruz, güvenilir olduğunuzu biliyoruz ama 2017 bağlantısını sizinle yapamayız. Nedeni şu; ben size güvenip siparişimi veririm, karşı tarafa da teminat ile satışımı yaparım. Siz üretiminizi yaparsınız fakat bana çıkaramazsanız o malzemeyi, ben ne yapacağım o zaman? Benim zararımı kim karşılayacak,” diyor. Yani devletin her an anayasada bir değişiklik yaparsa biz burada ne yaparız, demeye getiriyor. Ben devletten üstün müyüm? Bunun nasıl cevabını veririm? Arslan Alüminyum olarak ben bunu nasıl söylerim? Ya da alüminyum fabrikaları bunu nasıl söyler bugünün şartlarında? Avrupa’da birkaç büyük ülkenin bizimle olan çekişmesi ve almış oldukları tutum sebebiyle bazı şeyleri kıramıyoruz. Dünya karışık, ortam karışık, ne yapacağımızı bilemiyoruz, fakat buna rağmen,


Mehmet ARSLAN olarak ben bugünkü hükümete güveniyorum. 


Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın mizacı ve üslubu Mehmet Arslan’ın mizacı ve üslubuna tıpatıp uyuyor. Bazen diyorlar ki üslubu devletin belirlemiş olduğu üslubun altında kalıyor. Böyle deseler de millet onu bu şekilde destekliyor. Açık ve net olarak şunu söyleyebilirim: Kendisinin başbakan olduğu dönemin ikinci yılında tüm yatırımları herkes durdururken, ben kendisi ile yaptığım ikili görüşme sonucunda izabe yatırımını yaptım. “Korkma, bu yatırımda hayır var,” dedi, ben kendisine kimsenin yatırım yapmadığını düşündüğüm halde o sözden sonra gözümü kırpmadan yatırımı gerçekleştirdim. “Birileri için yapma, ülkenin geleceği için yap, en hayırlı olan budur,” dedi. 


Bugün baktığınız zaman yine aynı sesler yükselmeye başladı ortalıkta; “Aman yatırım yapmayın, ülke uçuruma gidiyor,” vs. Ben yine yatırım kararımın arkasında duruyor ve yeni yatırımların startını ve anlaşmalarını imzalamaya devam ediyorum. Yatırım sözünü aldığım için yine yatırıma devam ediyorum. Dikey boyama tesisinin inşaatı hızla devam ediyor, makine siparişlerimizin anlaşmalarını imzaladık. 6. ayda ilk etapta 1.250 ton/ay kapasiteden toplam 3.000 ton/ay kapasiteye çıkacak bir boyama sisteminin yatırımı başladı. 


Bu yatırımları yaparken, biz Avrupa’ya malzeme satacağız diye yaptık. Avrupa tıkandı ve ben yine hükümete güveniyor, bu memleketi batırmayacak diye düşünüyorum ve daha iyi yerlere getirecek diye inanıyorum. Bizlerin de sanayiciler olarak daha doğru daha emin adımlarla kararlarımızı vererek büyüyen Türkiye için bir şeyler yapmamız gerekiyor, diye düşünüyorum. 


Senden özellikle bir ricam olacak. Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye “Oğul” diye başlayan nasihatini yayınlamanı isterim. Sadece şunu söylemek isterim alıntı olarak: Atın İyisine Doru, Yiğidin İyisine Deli Derler…


İnsanlar bunu okusunlar. Bugün Cumhurbaşkanımızın yaptığı odur. O yüzden kimse bu konuda yanlışa düşmesin. Haklı olduğun davadan asla vazgeçme, sonunda elbet kazanacaksın. 650 yıllık bir imparatorluğun başındaki kurucusuna Şeyh Edebali’nin nasihatidir. Her işe geldiğimde onu okur, onu hedef çizerim; yolum ve yoldaşım o sözlerdir. Uysunlar, kendilerine gelsinler, afakî konuşmasınlar. Birilerinin sözlerini birleştirerek konuşmasınlar, uyarmasınlar. Geçenlerde bir arkadaşım geldi, “Senin düzenlediğin bir otel toplantısındaki konuşmanda sektörün o günkü kayıplarından ve geleceğe taşıyacağı tehlikelerden bahsetmiştin. Sen ne kadar doğru söylemişsin. Bugün bunların hepsini acısıyla ama çaresizlik içerisinde yaşıyoruz,” dedi. 


Senelerce evvel söylediğimin arkasındayım. Ben geçmişi konuşmam, günü de konuşmak istemem. Onların dedikodu olduğunu düşünür, sadece geleceği konuşurum. Sen onları hatırla, onlardan ders ve ödev al. Bir banka yetkilisi ile sohbet etmiştim geçen sene, dövizdeki fiyatların yükseleceğini söyledim. O zaman aynı bankacı, “Mehmet ARSLAN nasıl bunu söyledi, o zamanlar inanmamıştık. Düştüğümüz boşluğa bakar mısın bugün,” diye serzenişte bulunmuş. Biz sanayiciyiz ama bir şeyleri söylemek için alim olmaya gerek yok. 


Kış günü sırtında ceketin yok ben sana üşüyeceksin diyorum, bunun için alim mi olmam gerekiyor? Ceketini giyeceksin, çok çok üşümeyi bir grip ile atlatırsın. Bunlar çok önemli. Zamanla insanlar bunun doğru yolunu bulacaktır. 


2017 yılında 73 yaşına ulaşacağım, meslek hayatımda da 60’ıncı yılı tamamlayacağım. Alüminyum profil sektöründe yaşayan eski insanlardan ve bu işi yapanlardan biri benim. İkincisi yok. Levha sektöründe de Celal Başer var. Hayatta olan, yaşayan kalmadı. Biz bunun nereden nereye geldiğini çok iyi biliyoruz. Daha iyi yerlere gelebilirdik fakat çok dürüst insanlar daha iyi yerlere gelemezler. İllaki geleceğim diyorsan birtakım şeylerden vazgeçmen gerekiyor. Bu dönemle ilgili benim fikrimi alacak olursan, diyeceğim şudur; sanayicilerin yapması gereken, hükümetine sahip çıkacak ve yatırımlarına devam edecekler, başka türlü bu işin çıkış yolu yoktur. 


Ben İlhan KAHRAMAN olarak öncelikle hep şunu söylerim yazılarımda; iyi ki sizleri tanımışım, iyi ki bu işin ilk başında sizlerle tanışma şansına sahip olmuşum. Daha çok küçük yaşlarda Türkiye’nin bugün bile çok önemli ve çok değerli firma yöneticileri bugün aslında Türk Alüminyum Sektörünün de geleceğinin yol haritasını çizmişlerdi. Bu yüzden tüm arzum bu sektörün çok iyi yerlere gelebilmesi adına olmuştur. Alüminyum Yapı Dergisi aslında o dönemlerin güçlü alt yapısından aldığı enerji ile bugünlere taşındı. Sizi ve sizin gibi sektörün önemli değerleri ile konuşurken hep şuna canlı şahit oldum. Yatırımcı ruhunuz yüksek, ileriye bakış açısınız yüksek, memleket sevdanız yüksek, değerlere saygı yüksek. Yani bugün çok büyük sanayi kuruluşlarının lider yöneticilerine baktığım zaman kişilik yapılarının hiç değişmediğini görmek ziyadesi ile beni daha da mutlu ve mesut ediyor. Şayet 1999-2001 senelerinde bu işin zor ve güç dönemlerinde doğru bildiğimi doğru insanlarla bütünlük kazandırarak bir yayını faaliyete alıp bugünlere taşımak yerine, bugün büyüdüğü görülen bir sektörde şimdi başlasaydım inanın bu kadar bu işin tadını tuzunu yaşayamaz, öğrenemezdim. Herkes üretiyor, evet günümüz üretme zamanı, üretelim ama kimse bu işin geleceğe taşınmasını sağlayacak bölümlerine el atmıyor. Sadece üretip satmak, para kazanmak ya da üretemiyorsa satıp batak verip bırakıp kaçıp gitmek. Yani vizyon, misyon, hedefler, beklentiler, amaçlar konuşulmuyor. Olayın kendi tarafımdan bakarsanız reklamı bile konuşulmuyor. Tanıtıma önem verilmiyor, reklam neredeyse yok denecek seviyelerde. Türk Alüminyum Sektörünün geleceğini maalesef konuşabileceğimiz özel ortamı bir türlü yakalayamıyorum. TÜİK – Türkiye İstatistik Kurumu tarafından başarı ödülü alan bir dergi yöneticisi olarak sadece Türk Alüminyum Sektörü’nün tarafını tutarak hazırladığımız bu yayında bile taraflılık gösterip neredeyse “olmayın” deme noktasına gelen tutumlar ve davranışları görmeye başladım son yıllarda. Alüminyuma karşı sevda ve sevginin azaldığını düşünüyorum. 


Yatırım yapan bir kuruluşun yöneticisisiniz ve yatırımı yapan seven bir sanayici olarak önemli bir serüveni yaşadınız. 2017 dünyasındaki Arslan Alüminyum’u anlatır mısınız?


60 yıl önce başlayan Arslan Alüminyum’un hikâyesi başından bugüne kadar Mehmet ARSLAN yönetiminde buralara geldi. İşinin başında 60 yıl tecrübesi olan Mehmet ARSLAN olarak her geçen günün biraz daha zor günler olduğunu görüyorum. 2018 yılını ben hedef olarak seçmiştim. Bilecik’te kurduğum izabe tesislerinin 240.000 ton/yıl’lara ulaşabilmesi için. Bugün bakıyorum sizin hedefi çizmeniz yetmiyor. 


Sizin hedefinizi çizen ve ayak uyduran bir siyasetçiniz yok ise, siz ne kadar çaba sarf ederseniz edin yol kat edemiyor. Size direkt fren yerine endirekt fren yaptırıyorlar. Son zamanlarda görüyorum. Ben ürettiğimin %50’lik bölümünü ihraç eden bir kuruluştum düne kadar, bugün de belki %50’lik bölümünü ihraç eden bir kuruluşum ama üretim %50 düştü. Yani ihracat yarı yarıya düştü. 


2017 yılında bunun sıfırlamasa bile o noktaya geleceğini düşünüyorum. Son fuar bunu gösterdi. Malzemeyi satarsanız büyürsünüz, büyük üretimler yaparsınız. Buna rağmen malı satabilmek için kaliteyi yükseltmenin yollarını aradık. 


Bugün yapılan yatırımların amacı biraz daha malzeme satma direncini yükseltmek istiyoruz. Aksi taktirde 2017 yılı sektör için son 15 yılın en sönük zamanı olarak tarihe geçecektir, diye düşünüyorum. Hükümet beyanatlar veriyor, 250 milyarlık paketten söz ediyor. Bu pakette tam olarak ne var ve kime bu paket verilecek? Bu paket kimlere verilecek, kimler yararlanacak? Hayatımız boyunca kendi göbeğimizi kendimiz kestik, kimse kimseyi kandırmasın. Gerçekçi olamaz isek uçurama gidiyoruz. Herkes için aynı şeyi söylüyorum. Bunu sanayici ve yatırımcı olarak söylüyorum. Yatırımlara imkânımız el verdikçe yapacağız, bunu yapıyoruz, bunun mücadelesini de veriyoruz. Malzememizi satabilmek için gerek kalite gerek yatırım ne gerekiyorsa yapıp bu çarkların hızlı dönüp memlekete bir şeyler kazandırmasını istiyoruz. En azından uçuruma düşmemeye çalışıyoruz. 


Sanayiciler Olarak Uçurumun Etrafında Dolaştığımız Kesin…


Umarım sanayiciler olarak bunun farkına varır, bununla ilgili tedbirleri alırız. Çünkü çok kolay dönemlerden geçmeyeceğimiz kesin önümüzdeki yıllarda. Geleceği göremiyoruz. Yani devlet yardım paketi diyor fakat ben 60 yıllık ticari hayatımda devletin bana hiçbir yardımını görmedim. 


Arslan Alüminyum Türkiye Cumhuriyeti Devletinden hazırlanan bu yardım ve teşvik paketleri ile ilgili olarak ne isterdi?


İhracatçıya destek verildiği söyleniyor. Kime veriliyor? Sanayiciye destek verileceği söyleniyor. Kime veriliyor? Benden bu ülkenin gelişmesi, büyümesi için ihracat yapıp döviz getirmemi kimse beklemesin. Madem o desteği birileri alıyorsa o zaman desteği ve yardımı kim alıyorsa, paketten kim faydalanıyorsa bu ülkeyi o korusun, o getirsin dövizi! Onlar kurtarsın bu memleketi! Savaşı piyade erler kazanır ama komutanlar iyi yönettiği sürece. Sen bunu komutana dağıtırsan savaşı kazanırsın. Biz sanayiciler olarak bu ülkenin piyade erleriyiz. Savaşı kazanmak istiyorsanız bizimle kazanacaksınız. “Savaşa girin arkanızda ben varım!” diye bağırıyorsun ama ilk darbeyi ben yiyorum o zaman. Onun için başkomutan buraya doğru göz atmalı biraz. Başkomutan savaşı kazanmak istiyorsa sadece subay değil erbaş da lazım. Her tarafı bombaladıktan sonra burayı alsan ne olur almasan ne olur? Orada erata ihtiyacın var. Bu yardımlar, fonlar kime gidiyorsa onlar kurtarsın o zaman memleketi. 


Ben bu işin başından bugüne Türk Alüminyum Sektörünün bir araya gelip aynı düşünceyi paylaşamadığını söylüyorum. Yani yönü olmayan, her rüzgâra yelken açan bir gemi gibi görüyorum. Neden peki, bireysel değil de genel, bütünsel anlamda bu savaşa girmiyor alüminyum sektörü?


Biliyorsunuz, örgütleri yönetenler kendi keselerini ve ceplerini doldurdukları anda aşağıdakilere, “İdare edin, susun, konuşmayın,” dediler; hep bunu yaptılar. Ama ben biliyorum ki bu iş bir yerde patlak verecek, farkında bile değiller. Sektörde nasıl örgütlenemiyorsanız? Sizin örgütlenmenizi istemeyenlere bakınız, kimler diye. Örgütü istemeyenler, “Aman susun, biraz daha bekleyin, bir dönem daha idare edin, diyor; bir bakıyorsunuz örgütün başındaki almış gitmiş, geri kalan sabırla bekliyor. Nereye kadar? Bu açık ve net, söylenmiyor ama. “Duyduğunu duyma, gördüğünü görme, e işte fazla da konuşup söyleme.” Ama bunu anlayan anlar. Fazla açık sözlü olmak da yetmiyor ve zararını görüyorsunuz. Ben Mehmet ARSLAN olarak doğru bildiğim her şeyi bugüne kadar her ortamda konuştum, bu yaşıma kadar hiçbir sözümü birisinden duyarak söylemedim. Kendi vicdani ve özgür irademle, kararlılığımla her yerde konuştum ve yanlışa yanlış dedim. Hayatım boyunca yanlışı söylediğim halde zarar görürüm diye düşünmedim ve hiçbir zarar görmedim söylediklerimden ve konuştuklarımdan. Kimseden çekindiğim bir durum hiçbir zaman olmayacak. 


Ben Türk Alüminyum Sektörünün geleceği için size çok önemli bir mesaj vermiştim o zaman, istenseydi alınırdı. “Teminatsız Arslan Alüminyum A.Ş. tesislerinden kimse 1 kg bir malzeme alamayacak, demiştim. “Şayet bunu genele yayarsak bu sektörü önce kurtarır sonra kalkındırırız,” demiştim. Bunu Alüminyum Yapı Dergisi’nde beyan etmiştim. Ben bunu yaptım yani söylediğim lafın arkasında durdum ve yaptım. Bu işi yapan kim varsa da bunu yapmasını beklerdim. Sen yurtdışından siparişini vereceksin, limana malın geldiği zaman paranı ödeyip çekeceksin. Arslan Alüminyum veya X bir firmadan aldığın malın parasını ödemeyecek, onun sırtından para kazanacaksın, sonra kaybolup gideceksin! Bu nasıl ticaret, bu nasıl bir anlayış! Bu büyük operasyona her firmanın katılmasını beklerdim, güzel, mutlu ve para kazanan bir sektör için. Ama bakıyorsunuz siz sektör için böyle bir karar alırken, bir başka firma vadelerini açarak sanki iyi bir şeymiş gibi mallarını verdi bizim vermek istemediğimiz kimselere. Şu sanıldı, “Ne güzel, Arslan Alüminyum’un müşterisini aldım.” Belki benim müşterimi aldın ama sana ödenmeyen para benim alacağımı karşıladı, bundan haberin olmadı. Belki ben satış olarak bir dönem aşağılara çekildim ama gücüm doğrultusunda iyi, kaliteli, bu sektörde güzel yerlere güçlü bir şekilde gelebilmek adına uğraşan, emek veren firmalarla çalışmaya başladım. Bu sayede hem kaliteli yeni firmalar kazandım hem de alacaklarımı tahsil ettim. Bundan sonra Arslan Alüminyum’un müşterisi bana geldi diyen düşünsün ne yapacağını. O adam mecbur çalışıp bana ödemediği borcunu ödeyecek. O borcu ödemek için de sen açık hesap çalışacaksın; bakalım kim kazanacak!


Ben her zaman bu sektör kazansın bir yerlere gelsin diyerek bu yatırımları yaptım. Bu şaka değil, illüzyon değil. Sanayici gibi, yatırımcı gibi davranmak lazım. Sen bu ülkeyi, bu sanayiciyi saçma sapan sebeplerden dolayı zorla yıpratamazsın! Alüminyum sektörü yatırımcı çokluğuna nasıl geldi? Bazı tüccarlar çıktı leasing ile presler getirdi. Leasing ile fabrikalar kuruldu. 


 


Sermaye yok, vadeli çeklerle hammadde alındı. Yapılan üretimlerden kazanılan paralarla leasing ödendi. Ben bunu o zamanlar görmeye başladım, sonuçta sektörün önemli bölümünü oluşturuyorsunuz, hem profil ayağında hem de hammadde ayağında. 2,5 sene evvel kestik satışı. 7.000 ton /aylık satıştan 2.000 ton/aylıklara düştük. Sandılar Mehmet ARSLAN batacak. Ama Mehmet ARSLAN aslında o kararı verdiğinde alacağını tahsil etmek için bu kararı verdi. Yani Mehmet ARSLAN o günkü duruma devam etseydi hem fabrikalar batacak hem Arslan Alüminyum belki de tarihin en büyük batağını verecekti. Ben bu yüzden kestim, alacağımı tahsil etmek için. 


O zaman tesisimin başına geldim. Çeklerle satılıyor, ne güzel, her gün satış, her gün satış. Bu iş kötüye gidiyor. Ben ikazımı zamanında yaptım; ister anlasın ister anlamasın birileri. O zaman alınan bu karara herkes uysaydı bu kadar tesis rahat bir şekilde kurulmazdı, kâr marjları aşağılara çekilmezdi, bu kadar büyük sıkıntılar yaşanmazdı.


Bugün tesislerin çoğu %10-20 ile çalışıyorlar. Yani sektör ayağa düştü ister istemez. Bu kadar büyük bir sektör nasıl olur da ayağa düşer, değil mi? Şayet herkes “Hammadde önemli, bu konuda paran varsa hammadde alırsın,”deseydi o zaman bu işlere girmek bu kadar kolay olmayacaktı, 40 kere düşünecekti ama olmadı. 


Tüccarlar bu işin kaymağını yedi. Fabrikaların çoğu atıl duruyor. Benim 5.000 ton üretim kapasitem var ama 1.500- 2.000 ton aylık üretim yapıyorum profilde. 8 tane presim var. Hammaddem var. İyi de ben bedavadan birilerine amelelik yapmak için mi kurdum bu tesisi? Bedavadan kimseye malzeme dağıtmaya hiç niyetim yok. Bugün malzememiz daha fazla tüketilsin diye yeni varyasyonlar, yeni ürünler geliştirmeye çalışıyoruz; yeni pazarların, yeni ürünlerin araştırmasına giriyoruz. Bütün bu yatırmalar bu sebeple yapılıyor. Kısmen birileri ders aldı. 


5 sene önce alman gereken tedbiri bugün alırsan 5 senelik zararı nasıl karşılayacaksın? Çünkü inanmadılar bizim doğru söylediğimize. Acaba kime benzettiler ben bunları söylerken bizi? “Bizi kandırmaya mı çalışıyor,” diye düşündüler belki. Mehmet ARSLAN isteseydi şayet o şekilde olmasını, bugün Türkiye’nin en büyük tesislerine sahip olan Arslan Alüminyum’u en çok profil üreten ve en büyük hammadde tedarikçisi konumuna rahatlıkla getirebilirdi. 


Kimse kendini fazla akıllı sanmasın. Bu işin dönüşü yok, o yüzden tedbir alınsın, düzen otursun ve sektörün hak ettiği itibar ne ise o kazandırılsın. 


Bugüne bakarsak şayet biraz sektörün genel durumundan bahseder misiniz?


Bakın, Türk alüminyum sektörü, sanki burası beyaz altın para kazanılıyor da leasingcilerin, bankaların, tüccarların getirdikleri bir yer haline geldi sektör, demiyorum. Ben şunu sormak istiyorum bu insanlara; biraz düşünsünler, Türkiye’nin dev kuruluşları neden alüminyum fabrikaları kurmuyor? Bunlar aciz kuruluşlar mıydı? Plastik işine girdiler ama alüminyumu tercih etmediler. Çok büyük bir sektör olacağını düşünmediler. Plastikte ise giriş sebepleri ahşabın yerine bir malzeme olarak gelen plastik onların iştahını kabarttı. Alüminyum konusunda baştan uygulama hatası yapıldı. Artık kapıda pencerede az miktarda kullanılır hale geldi. Dış cephelerde kullanıldı, içerde, ofislerde, çok özel yapılarda kullanıldı o da geliştirilmiş sistemler olarak. Şu anda kendi kendine gelmeye çalışıyor alüminyum. PVC öyle mi? On binlerce ton malzeme üretildi kapı ve pencere sektörüne, halen de yoğun olarak uygulanıyor. Alüminyum ise endüstride önemli seviyelere geldi. Bunun en büyük sebebi kolay şekil alabilmesi ve rahat üretilebilmesi için kalıp maliyeti düşük olduğu için. 


Alüminyum bugün sanayi sektöründe, “Ben bu profili ürettim, alın benden bu profili” durumunda değil, Ben bu profili üretiyorum, ihtiyacın neyse söyle, ona göre üreteyim” durumuna geldi. Eskiden, üret, sürekli üret, satılırdı; artık sistem serilerine geçildi, değişti. Çoğu firma şöyle düşündü; alüminyum sadece kapı ve pencerelerde mi kullanılıyor yoğunlukta? Hayır, endüstri ayağı daha kuvvetli bu sektörün. Bugün Arslan Alüminyum tesislerinde üretilen alüminyum profilin %80’lik bölümü sanayi profili. Otobüste, otomotivde, uçaklarda, trenlerde, aklınıza gelebilecek tüm sanayide varım diyen ürünler olacak. Onun için bu mantıkla yeniden presler kurulursa sektörün büyümesinden değil bölünmesinden gelir; biri çıkar biri batar. Biri çıkarken sevinirken o da batar. 


Ben alüminyum profilden hammaddeye bu yüzden geçtim. Ben hammaddemi verebildiğim zaman zaten sektör bir yerlere gelmiştir. Bu sektörün kurtuluşu yine endüstriyel ihtiyaç olan alüminyum profillerdir. Artık otobüs, kamyon, tır komple şasileri basılacak. Savunma sektörü oraya gidiyor, bunları üretmek zorundayız. Ben profilin üretilmesinden ziyade, üretilsin hurdaya çıksın diye düşünürüm dökümcü olarak. Benim önümde bir duvar var, o duvarın arkasında bir dünya var, sisli mi karlı mı yağmurlu mu güneşli mi olduğunu göremiyorum, bilemiyorum. Duvarın arkasında ne gördüğümü duvarın arkasına geçtikten sonra söyleyebilirim.


Türk Alüminyum Sektörü için bundan sonra konuşulacak sözler tahminden öteye geçemeyecektir. Çünkü bu sektörde kimsenin önünü gördüğünü düşünmüyorum. Sektör çok önemli üretimler yapıyor, ihracatlar yapıyor. Bundan sonraki süreç hakkında bilgi verir misiniz?


2017 yılında neler olacağını bilemiyorum, gelen insanların giysilerinden anlıyorum orada neler olduğunu. Ben bu konuya dair net bir şey söyleyeyim. Türk milletinin yapısında ortak hareket etme, aynı masada alınan kararı uygulama olsaydı büyük birliktelikler, güçler oluşsaydı Avrupa bugün bizimle hiçbir konuda savaş veremezdi. Avrupalının bugün yaptıklarını yapmaz, onlar da rahatsız olurdu. Biz bu birleşmeyi sağlayamadığımız zaman onlarla birlikte olamayız, durum bu kadar basit ve yalın. Birleşmeyi öğreneceğiz. Birbirimizle aynı konuyu konuştuk, kurumsallaştık onlar aramızda olacaklar. Bunun altında başka bir şey aramaya gerek yok. Avrupa’nın meselesi Müslüman-Hıristiyan meselesi değil. Önce sorunları içerde halledeceksin, sonra dışarıya çıkacaksın. Önce kendini düzelt, önünü ilikle, kim olduğunu, hangi sektörü temsil ediyorsan orada kurumsallaş sonra çık pazara; efelenme, iş birliğine git!Sektörün en büyük eksikliğinin eleman, hammadde ve enerji olduğunu söylüyorlar genel yapı itibariyle. Sizce başka eksikler var mı? Bu konu hakkında bizimle neler paylaşmak isterdiniz?Eleman kalitesinde sıkıntı var diyenler öncelikle kendilerine bir baksınlar dürüstçe. Bir müessesenin başında yöneticisi var, işinin başında, kaliteli üretiyor, kaliteli satmaya çalışıyor, işinin başından ayrılmıyor. Bir tarafta da bir yönetici var, yazıhanede oturuyor, “Ben bunları kurdum, benim işimi yapacak adam yok,” diyorsa yok öyle bir dünya! İşinin başında olan insanların şikâyeti olmaz eleman konusunda. İşi elemansızlıktanduran tanımıyorum. Kendi işveren ruhunu bırakmış insanlar hayatta başarılı olamazlar. 


Paran olabilir; kurdun fabrikayı, getirdin presi, koydun hammaddeyi, çalışın bana para kazandırın; yok öyle bir şey! Yok böyle miras yedilik! Mücadele vermeden savaş kazanılmaz! Bu memlekette eleman da çok iş de çok. Sen öyle bir kanun çıkar ki, adam çalışırken de para alsın, sen adamı çalışmıyor diye kov işten, sonra yine adam oturduğu yerden aynı parayı alsın. Sen bu adamı nasıl çalıştıracaksın? O adam nasıl insan çalıştırsın, nasıl kurtarsın memleketini? Haybeye adam alırsan, siyasetçinin yanlışı, işverenin yanlışı. Ben çalışmayan adama neyin parasını vereceğim? Sen bunu yaparsan işsizlik artar. 


Bugün Arslan Alüminyum tesislerinde robot teknolojisi ile alüminyum paletler yapılıyor, yeni ürünler ortaya çıkıyor. Bu paletleri yaparken sağlam adamlar yerine özrü olan insanlarla yapıyorum. İnanın sağlam adamdan daha güzel iş çıkarıyorlar. Nasıl yapacağını gösteriyoruz. Eleman yetiştiririz, bu memleketin en büyük elemanı ara eleman derdi değil. Bunun en büyük derdi insanın ana karnından doğduktan sonra topluma iyi bir vatandaş, iyi bir insan, iyi bir çalışan olarak onun için mücadele etme derdidir. Sen çocuğu yap, sokağa at, sonra ondan iyi bir şeyler bekle; yok öyle bir dünya! Sonra ondan sanatkâr olmasını bekle. O sanatkâr olamaz. Sen insan gibi insanı yetiştir, ben onu iki ayda sanatkâr yaparım. 


Ben bunu ciddi bir toplumda da söyledim. Her ülke insanları önce yetiştiriyor sonra iş hayatına bırakıyor. Vicdan meselesi, kalite meselesi. Önce eğitime önem vereceğiz. Yeniden başlayacağız. Bu örgütler nasıl oldu demeyin. Bu adamlar başarılı olsaydı bugün biz ikimiz nasıl konuşacaktık? Bu nasıl memleket böyle? Biz kime emanetiz? Bu ülkede bizim sahibimiz kim? Bir adam 50 işi yapıp 50 yerde olamaz ki! Eskiden bir söz vardı; siyasetçi sanayicisiz, sanayici siyasetçisiz olamaz. Bu önemli bir sözdür. Herkes kendi işini yapacak ve o bölümde yetişecek. Bütün dünya bunu yapıyor, kabul ediyor, sen etmiyorsan seni kimse arasına almaz. Başarılı bir insanın başarısız insanla ne işi olur? Bu iki ortaklık olmak zorunda. Siyasetçi sanayici ile ortak hareket edecek. İkisi birbirine yardımcı olacak. Doğru anlamda ortaklık bu; çıkar için, cep doldurmak için değil. 


Türkiye’de hammadde ve enerji sıkıntısı yok. Ben en kaliteli malzemeyi üretiyorum. Dünya standartlarında üretim yapıyorum. Yani Türkiye’nin tümünü bile bugün sektör isteseydi tek başına Arslan Alüminyum üretebilirdi. Bu rakamlar çok küçük rakamlar. Türkiye’den bahsettiğin rakam, söz gelimi 2 milyon ton yıllık. 


arslan2

Ortalama Puan: 0
Geri
 
 
http://aluminyumyapi.com/?sayfa=iletisim

?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

http://aluminyumyapi.com/?sayfa=icerik&tip=ATG%20%DDleti%FEim

 
Anasayfa Hakkımızda Firmanızı Kayededin İletişim
                  Copyright © 2010 Vizyon Tanıtım. Tüm hakları saklıdır. xdizayn.net .